ada,
sana kötü bir haberim var.. iki hafta önce, bir kaç hafta sonra döneceğimi söyleyerek ayrılmıştım senden.. şimdi ise dönemeyeceğimi haber vermek için yazıyorum sana.. dönemiyorum ada, dönemiyorum.. senden ayrıldıktan iki gün sonra, bir seyahat sırasında bacağımı kırdım.. tek kırık da değil üstelik.. doktorlar, hastaneler, ameliyat derken senden çok uzakta ve sana ulaşamayacak kadar çaresiz haldeyim.. kaza sonrası, hem acıdan hem çaresizlik hissinden, hayatının dondurulduğu idrakiyle neye üzüleceğini, neye ağlayacağını şaşırıyor insan. sebeplerimin en büyüklerinden biri sensin tabi.. ilk yazımız olacaktı ve ben hevesle bekliyordum, biliyorsun.. aklıma geliyorsun, tutamıyorum kendimi, ağlıyorum.. herhangi bir şeyden konuşurken birden hatırlıyorum "ama domates biber ekmiştim ben bahçeye, onlar ne olacak?", çevremdekiler gülüyor, ben ağlıyorum.. rüyalarıma giriyor büyümüş domatesler, biberler.. şeklini çözemediğim maydanoz.. rüyalarıma giriyorsun ada.. uyanıkken gözümün önüne geliyorsun. bak şimdi yine görüyorum seni. görüyorum ve ağlamak istiyorum yine..
iyisi mi kapatalım konuyu. ben sadece haber vermek istemiştim canım adam. bir süre daha yokum. üzülme sen.. elbet bir gün kavuşacağız........................
ada, yasemin duruyor mu peki?
oof of!