31 Aralık 2012 Pazartesi

94. gun - Ama en mutlusundan

ben, ada ve kocayemis hepinize mutlu seneler dileriz.
(sehrin kokinasi varsa adanin kocayemisi var!)


sonradan gelen ekleme: bir arkadaşım sordu fotoğrafı gördükten sonra: "aa adada kocayemiş mi var, bayılırım?"  "var tabi, hatta bahçemde. ben pek sevemedim, o yüzden dökülüp heba oluyorlar. gelin de yiyin."

30 Aralık 2012 Pazar

93 - Tık tık tık

adaya gelen misafiri ilk olarak kapida gormezsiniz. once, onu size getiren motorda gorursunuz. pek keyiflidir yavas yavas yaklasmasini izlemek. iste biri daha geliyor. keyifle keyfe..

29 Aralık 2012 Cumartesi

92 - 3. aydonumu

cok ozel bir kahvalti hazirligi var adada bugun. cunku hem adayla 3. ayimizi dolduruyoruz, hem de cok uzaklardan cok ozel bir misafir adayla tanisacak!
ve evet, "kahvaltinin mutlulukla bir ilgisi olmali".

28 Aralık 2012 Cuma

91 - Corba

1. adadan bostanci'ya giden motorlarin cogu once kinaliadaya ugrar. cok azi direk bostanci'ya gider. bir kaci da heybeliada ve buyukada ustunden gider. benim bindigim saatlerdeki motorlar genelde kinali ustunden gidenler oluyor. bu sabah ilk defa 8:40 motoruna binince kendimi bir adalar turunda buldum; heybeli ve buyukada sabahini izledim uzaktan da olsa. (yol baya uzadi ama hava da guzel olunca gozu gonlu acan bir yolculuk oldu; tavsiye edilir.)
2. zor bir gun; zor bir toplanti, cunku bir veda iceren. (daha fazla yazamayacagim hakkinda.)
3. yok. (bunu da yazamayacagim, ada anladi nasil olsa.)
4. mekan degisikligi ve bir toplanti daha..
5. ve sonrasinda akillara zarar bir trafik!
6. sonunda bostanci'ya varis ve alisveris (sehirden adaya bir seyler tasimak oyle zor ki, pahalilik filan umursanmiyor artik da adada bulamadiklariniz yuzunden hala mahkumsunuz sehir marketlerine)
7. el kol sirt dolu halde hareket etmeye calisma idmanlari, numara bilmem kac. (kas yapmak isteyen arkadaslara adada yasamalari israrla salik verilir.)
8. motor beklerken yemek yeme hali (yine durumcu ama tatsiz tuzsuz sanki bugun - usta mi degisti ne oldu?)
9. 20:00 motoruyla yolculuk (kinali ustunden)
10. adaya inis. hahah! fayton yok!! faytonlarin durmasi gerekip de durmadigi yerde durup ellerimi semaya acip haykirasim var: ben de insanim, nasil tasiyayim bunlari, nasil! (tasiyorum tabi sonunda)
11. yine karanlik issiz sokaklar ve yine bir yerlerden havlama sesleri geliyor. bir kopek de degil bu sefer, koroyu kurmuslar, konser var mubarek. (mumkunse gececegim sokaklarda olmayın, bu aksam kaldiramayacagim.)
12. nihayet eve varis. (iyi ki varsin ada!)
13. adada dolunay var. (guzel bir fotografini cekemedim maalesef.)
14. adada yeni bir mum var. (yakinca sevimli bir yaratiga donusen - dolunay yerine bununla idare edin artik.)

ada: hayirdir, cenen dusmus bugun senin?
bb: yok. aslinda soylemek istedigim baska seyler var da soylememek icin hava su muhabbeti iste. gecer gecer.

27 Aralık 2012 Perşembe

90 - Sicrama

sehrin huzursuzlugu, huzuruyla meshur adaya bile sicrar bazen.
ve ada isyan eder:
_sehirde olani, olacagi orada birak; bana tasima lutfen. huzurumu kaciriyorsun yahu!

26 Aralık 2012 Çarşamba

89 - Dikkat, güzellik var!

bu akşam adaya dönerken gün batıyordu. deniz, gök, manzara öyle güzeldi ki, kıyamadım güzelliğe, daha fazla insan görmeliydi. kıyamadım size, daha fazla güzellik görmeliydiniz. buyrunuz, görünüz.

25 Aralık 2012 Salı

88 - Kotasiz sevgi

ada,

kiskanclikta rakiplerin var:

_keske adamda olsaydim. bu guzel havada ne guzeldir simdi!
_aaa, ada da ada. hepimizden cok adani seviyorsun artik.

soyle onlara ada, sevme kotasi diye bir sey yok, sevmenin siniri yok!

24 Aralık 2012 Pazartesi

87 - Eğer

yalnızlığı sevmiyorsanız,
kendi kendinize zaman geçirmeye alışık değilseniz,
kendinizi oyalamayı, eğlendirmeyi bilmiyorsanız,
kendi başınıza kalınca duygularınızla, düşüncelerinizle yüzleşmekten korkuyorsanız,
tam da bu yüzden hep kalabalıkları tercih ediyorsanız,
üzgünüm, adada (yalnız) yaşayamazsınız.

23 Aralık 2012 Pazar

86. gün - Ada beni sana kapat.

zor bir haftaydı.. 2 seyahat, 3 eğitim, bolca trafik, çokça koşturma: yorgunluk.. sevdiğiniz bir işin sonuna adım adım yaklaşma hali: ağırlık.. uzun zamandır hayatınızda olan bir okulun, veda etmeye hazırlanan size hazırladığı veda: gözyaşı.. bir öğrencinin gözünüzün içine bakarak sorduğu o soru - "neden?": çaresizlik.. ülkenin doğusunda hakkı verilmeyen üniversite öğrencilerinin gözlerindeki ışık: umut.. 168 öğrencinin doldurduğu salonda sadece 3 öğrencinin küçük prens'i okumuş olması: umutsuzluk..
evet, garip bir haftaydı. sonunda ihtiyacım olan tek şey adaydı ve adaya kapanmak... yaptım.
çünkü biliyordum; ada dinlendirir, iyileştirir, hafifletirdi... yaptı.

22 Aralık 2012 Cumartesi

85 - İtiraf

kisin donacaksin, dediniz hepiniz.
itiraz ettim hep: yok canim, ben oyle cok usumem.
simdi itiraf ediyorum: kis geldi ve usuyorum. _sakin gulmeyin!
(donma isini, daha da kisa sakliyorum.)

21 Aralık 2012 Cuma

84 - Kar yok

işte bu sefer ben sana küsüm ada. güç bela gece döndüm istanbul'a. sabah kalktım koşa koşa sana geldim. karı görecektim güya, karlı seni. ama nerdeee! eser kalmamış kardan. hani saklayacaktın benim için? küs-tüm!

20 Aralık 2012 Perşembe

83 - Kar

ada,
ben senden cok uzaklardayim ve sen beyazlara burunmussun! cok merak ediyorum. deli oluyorum o halini gormek icin. ama sabretmek zorundayim biraz. karini bana sakla olur mu?
elazig'dan sevgiler,
bir kar cocugu

18 Aralık 2012 Salı

81 - Beklerken

malumunuz, vapuru motoru sıkça kaçıran bir adalı olarak iskele civarlarında bolca vaktim oluyor. ben de beklerken yapılabilecek en iyi şeylerden birini yapıyor, yiyor içiyorum. olur ya, siz de adalı olursunuz bir gün, iskelede motor saatini beklerken acıkırsınız dedim, üşenmedim, sizin için çizdim: (çizebiliyormuşum gibi!)

cakes & bakes: kahvesi ve kurabiyeleri denemeye değer. ayrıca küçük ve şirin mutfak eşyaları satıyorlar. (kendinizi kaybedebilirsiniz, dikkat!)
cordon: salaş bir yer. ortamla pek alakasız olsa da menüde görünce dayanamadım ve sufle yedim bir kere. şaşırtıcı ama başarılı olduğunu söylemeliyim. (garsonlarla iletişim kurmak ustalık istiyor, aklınızda olsun.)
marmaris büfe: açsınız ama motor kalktı kalkacak. doğru yerdesiniz, ıslak hamburgeriniz anında hazır. (2 tane tabi!)
beer's: akşam yemeğini geçiştirmeyeyim de şöyle adam gibi bir şey yiyeyim mi diyorsunuz? burası uygun öyleyse. (bir de risotto'yu normal pirinçle yapmasalar, biz risottoseverleri üzmeseler ne güzel olacak.)
adanalı serra dürüm: favorilerimden! herhalde en çok burada yiyorum. ekstra salaş bir yer. ama ana salona değil deniz kıyısındaki bölüme inmelisiniz. küçük masalar, sandalyeler, enfes bir dürüm, minik şeffaf bir kapçıkta gelen turşular ve ayran. (ayrıca sigara içilebiliyor olması pek şahane değil mi?)
starbucks: kahvenin en güzeli için. (evet, bir starbucks bağımlısıyım.)

afiyet şeker olsun! 
hamiş: vapur saatlerinin oldukça seyrekleştiği kış sezonunda adaya motorların kalktığı tek yer olduğu için (ve genelde anadolu yakasındaysanız bu ara) en çok vakit geçirdiğiniz iskele bostancı iskelesi tabi ki.

17 Aralık 2012 Pazartesi

80 - Enerji

burgaz'dan binen yolcular uyuklamaktadir. ta ki bir grup enerji topu kinali'dan binene kadar..
okula gitmek icin degil, biz "yaslilari" uyandirmak icin biniyorlar aslinda motora.. napalim, uyaniyoruz biz de. ve hep birlikte sinavlarina calisiyoruz.

hamis: adalarda sadece yaslilarin, inzivaya cekilenlerin yasadigini dusunenlere de bu resimle selam olsun.

16 Aralık 2012 Pazar

79. gün - Beklenen

ada söylüyor şarkıyı; ben değil..
size söylüyor; bana değil..




15 Aralık 2012 Cumartesi

78 - Yeniler askina

adayla birlikte yeni seyler denemeyi seviyoruz. bugun yeni kaliplarimizla yeni bir sey ogrendik mesela: muffin yapmak.
agac muffin: adada bolca olan ve cok sevdigim cam agaclari
adam muffin: mutlu ada insanlari
yildiz muffin: adanin ta kendisi! cunku adada yasamak yildizlar ustunde yasamak gibi..

12 Aralık 2012 Çarşamba

75 - Hey ozgurluk

sabah iskeleye yururken gordum.. sabahima mutluluk katti atlarin ozgur olmasi fikri.. ama dogru degildi elbet..  ve cok anlamliydi, ozgurluklerinin yanibasindaki trafonun ustundeki olum tehlikesi isareti.. "olum tehlikesi" coktan "ozgurluk tehlikesi"ne donusmustu.. ozgurluk, olume yaklasmak adim adim.. ozgurlukten korkmak, olumden korkulmadigi kadar..
hem salt atlar icin degil; insanlar icin de.. hatta en cok bizim icin..

11 Aralık 2012 Salı

74. gün - Asi hormonlar

bu akşam.. 7 civarları.. karanlık tabi alabildiğine.. ve insansız.. yürüyorum eve doğru.. o da ne? yolun ortasında oturan kocaman bir köpek.. ve sokakta bir ben bir o.. "benim sokağımdan geçiyorsun, farkında mısın?" bakışıyla bana bakıyor.. ben ona bakıyorum, "farkına vardırmayacaksın, değil mi?" bakışıyla.. "görünce durma, devam et" diyorlar hep.. öyle yapıyorum ben de.. istifimi bozmuyor, yürümeyi sürdürüyorum.. aramızdaki mesafe daralıyor.. yürüyorum.. söylenenleri aklıma getirmeye devam ediyorum: "korkma. korkunca vücut korku hormonu salgılıyor, köpek o hormonun kokusunu alıyor ve saldırıyor." eyvallah! hemen içimde olan bitene talimat gönderiyorum: "pişt korku, yokol bakayım. hey hormonlar, salgılanmayı kesin." gelin görün ki, bu iç ve içindekiler öyle pek kolay zaptedilemiyor. dinlemiyorlar sahibi. sahip yine eli mahkum, kendi başına çözecek belli ki.. yürüyorum, ağlasam mı bayılsam mı kararsızlığıyla.. yürüyorum, deli gibi korku hormonu kokusu salarak.. sonunda geçiyorum yanından hala bana bakmakta olan köpeğin, ama artık göz teması kur-a-mayarak.. bir süre daha hızlı adımlar, fikrini değiştirir de arkadan saldırırsa, fikriyle.. kafi süre sonra da derin bir nefes ve rahatlama hali..
yalnız aklıma takılan bir şey var, köpeğin burnu mu tıkalıydı acaba? yok değilse, bu korku hormonu kokusu teziniz var ya, fena "patladı"!

9 Aralık 2012 Pazar

72 - Pranga

_sıkılmıyor musun orada yalnızken?
_yalnız değilim ki, adam var!

ada dayanamaz, lafa karışır: "neymiş, yalnız değilmiş çünkü adası varmış! kuyruklu yalan! yalnız değil, çünkü telefonu var: yeni-dünya-prangası. ve ucunda veya ekranında siz veya iş. ya konuşur, ya okur, ya yazar. ama kurtaracağım onu bu bağımlılıktan; yakındır. telefon hatlarının adada çekmemesi için bir yol bulayım hele.."

7 Aralık 2012 Cuma

70 - Maaile

hayatimdaki herkesin hayatindasin ada. yedisinden yetmisine..
3 yasindaki yegenim telefonda haykiriyor: ben gemiye biniceem, adaya geliceeem. atlar var mi atlar?

5 Aralık 2012 Çarşamba

68 - "Güzel günler göreceğiz, güneşli günler"

adada yürürken arkadaşım göstermişti aylar önce: "senin evin bu caddede olmalı mutlaka." (olmadı ama yine manidar adlı bir yerde oldu.) aslına bakarsanız sevmiştim bu fikri. gönüllü caddesinde bir gönüllü evi. çünkü evet, gönüllülük sadece iş hayatımda değil özel hayatımda da önemli bir yere sahip. gönüllülük bir yaşam tutkusu benim için.. paylaşmak, dokunmak, vermek, almak.. başkalarıyla bir olurken, kendin olmaya yaklaşmak adım adım.. sevgiyi sunarken başka gönüllere, kendi gönlünü besliyor olmak.. sevmek; sevdikçe daha çok sevmeyi öğrenmek.. daha çok sevdikçe, daha çok sevmelerine vesile olmak.. anlamak, anlamlandırmak, anlatmak.. fark ettirmek.. çoğaltmak.. umut etmek.. inanmak.. inançla sarılmak iyiye, daha iyi için.. daha iyi olduğumuzdan değil aslında, iyi bir insan olarak hatırlanmak filan için de değil; iyi bir şey yapabilmek-bırakabilmek için belki.. bağcı değil, üzüm aslonan..

dünya gönüllüler gününüz kutlu olsun dünya üstündeki gönül sahibi tüm gönüllüler! iyi ki varsınız. bakın, ada sizin adınızı caddesine vermiş:


4 Aralık 2012 Salı

67 - Adrenalin

ekstrem sporlardan birini mi yapmak istiyorsunuz? adaya tasinin. hem oyle ne yapacagim, nerede yapacagim, ne kadar odeyecegim derdi de yok. bu guzel (?) havalarda ada-sehir arasinda yaptiginiz her yolculuk istemediginiz kadar heyecan katacak hayatiniza.
ben an itibariyle yapiyorum mesela. istahli dalgalarin icinden geciyor cesuryurek motorumuz. "sayin yolcularimiz, bir 'dalgalarla savas' seyahatine daha hosgeldiniz. haydi bakalim, simdi saga yatiyoruz, simdi solaaa, simdi de ziplayalim bir guzel, hoop!" adrenalin dorukta! "bu arada hala cay icebilecek kivamdaysa mideleriniz, caylar sirketten degil. iyi yolculuklar."
_sey, pardon, can yelekleri neredeydi acaba?

3 Aralık 2012 Pazartesi

66 - Hazirol

ada sana 2 misafir getiriyorum. birini taniyorsun zaten. digeriyle ilk kez tanisacaksin. cok uzaktan geliyor ve seni cok merak ediyor. blogumuzun en siki takipcilerinden ayni zamanda. haydi suslen puslen hazirlan, motordayiz, geliyoruz.

2 Aralık 2012 Pazar

65 - An

_neden suratini asiyorsun ada?
_neden olacak, biliyorum bitiyor kafa iznin.
_ama daha bitmedi. bak hala bugunumuz, bu animiz var. hem ne guzel bir pazar!
_benimle her gun guzel bi kere!
_ukalasin ada.
_gercekciyim bb.

1 Aralık 2012 Cumartesi

64 - Agac olmak ya da olmamak

tam da bunu dusunerek geldim adaya. sehirde bir agac olmaya isyan ederek.. tam da bunu dusunerek bugun bu sozu yapistirdim panoya.. agac oldugunu sanan arkadaslarim adaya gelip de bunu okuduklarinda dusunsunler diye.. gelemeyenler de buradan okusun bari. ve dusunsun..
_ama agaclar dusunemez ki.
_agac degilsin sen, agac degilsin sen, sen agac degilsin..

(salt sehir-ada meselesi degil bu. rutin, mutsuz bir hayati bile bile surdurme hali, suruklenerek)

30 Kasım 2012 Cuma

63 - Yasam-Olum

_bahri abi, kac senedir adadaydin sen?
_cook senedir! 54'te geldim.
_o zaman sait faik'le tanismissindir.
_yook gulum, benim geldigim sene olmus o.
_hay allah. tanissaydin anlatirdin bana.
_ama annanem annesinin arkadasiydi.

o yasiyor mu ki diye sormadim tabi..

29 Kasım 2012 Perşembe

62 - İki ay

29 eylül - 29 kasım
adayla iki koca ayı devirmişim bile..
61 gün boyunca her gün ada bloğuma bir şey yazmışım..
30 gün adadan hiç çıkmamışım..
48 gece adada uyumuş, 48 sabah huzurla uyanmışım..
28 kişiyi adada ağırlamışım..
7 kere faytona binmek zorunda kalmışım..
sayısını bilmediğim kere elimde yükler, fayton bulamamış, karanlıkta ağlamaklı korkulu yürümüşüm..
yürümeye, daha doğrusu geç saatlerde karanlıkta ıssız sokaklarda yürümeye, yürürken korkmamaya alışmışım.. (itiraf ediyorum; tümüyle değil henüz)
köpekleri sevmeye başlamışım.. (gündüzken ve havlamıyorlarsa)
sadece 2 kez bisiklete binmişim.. (kendime bir bisiklet alıp, iskeleye bisikletle gidip gelme sevdam adanın yokuşları yüzünden kısa sürmüş, kanlı bitmiş)
sokaklarında yürürken çiçek kokulu havayı içime çekmişim sık sık..
defalarca son saniyelerde yetişmişim vapura-motora..
defalarca bir kaç dakikayla kaçırmışım vapuru-motoru.
şehirdeki bir dolu yabancıya adayı anlatmışım, hep adadan bahsetmişim..
adaya dair her yeni keşfimde sevinmişim.. (fakat hala adanın çoğu köşesini bilmiyormuşum)
yeni böcek türleri keşfettiğimde pek sevinememiş, çocukluğumda dahi öldürmediğim kadarını son 2 ayda öldürmüşüm..
sayısız martıya selam vermiş, selamlarını almışım..
kargalara "gak" demiş, cevap alamamış, gülmüşüm..
denize dalıp gitmişim, kaç kere saymamışım..
ve yüzlerce kez huzuru hissetmişim, mutluluktan kendi kendime gülümsemişim, şanslı olduğum için şükretmişim.. yüzlerce kez sevmişim adayı, çok sevmişim!

28 Kasım 2012 Çarşamba

61 - Sans

"her insan kendi adasinda yasar"
brecht

devamini soyle getiresim var (ustanin affina siginarak): sansli olanlarsa burgaz adasinda..

27 Kasım 2012 Salı

60 - "Kim o?" "İlham ben."

ilk defa bu saatte yazıyorum bloğa. ilk defa günün ilk saatlerinde. çünkü bugün önemli bir gün. bugüne önemli bir şey yaparak girildi, günün ilk saatleri önemli yaşandı.

malumunuz, bir kitap hayali var adayla bağlantılı. taşındıktan bir kaç hafta sonra başladı arkadaşlarım, ailem sormaya. haftalar ilerledikçe soruları sıklaştı:

_nasıl gidiyor kitap?
_yazıyorsun değil mi?
_yazmaya başladın mı?

_başlamadım daha. işler çok yoğun. zamanım yok. kafam dolu. aklımdaki kurguyla ilgili hazırlık yapmam lazım, fırsat bulamadım, vs vs...

vee sevgili dostlar, adadaki 60. günümde size verecek yeni bir cevabım var nihayet: yazdım! aklımdaki kitapla ilişkisi olmayan bir kısa öykü çıktı. bir kitabın bir parçası olmayacak hiç. hatta hiç okunmayacak belki. günlerce, haftalarca yazmayacağım tekrar muhtemelen. ama yazdım, çok uzun zaman sonra uzun uzun yazabildim. ve aslonan buydu.

son haftalarda beni fiziksel ve ruhsal olarak yorup bir süre durmam gerektiğini fark ettiren tüm işlerime, kendine kafa izni veren kendime, ara ihtiyacımı anlayışla karşılayan arkadaşıma, bu gece burada olması planlanan misafirlerin gelişini çocuğu hastalandığı için erteleten arkadaşıma, masumiyet müzesi'ni okudukça yazma şevkimi uyandıran orhan pamuk'a ve ve ve ilhamı getiren ada'ma ve adam'a teşekkürü bir borç bilirim. hepinizi seviyorum!

26 Kasım 2012 Pazartesi

59 - Mujde

adanin kafasi karisik biraz: "bir tuhaflik var bu kizda. dun oglen geldi. dusunceli, dalgin.. atti cantasini bir koseye, kahvesini yapti hemen. oturdu kahvesi ve sigarasiyla. kalkti sonra, yatagina gitti. uyumakti niyeti anlasilan; bir saga bir sola, uyuyamadi.. pes etti bir sure sonra. oturdu masasina, acti bilgisayarini (acmasa sasardik degil mi?). sonrasi malum.. saatlerce, ama saatlerce bilgisayara kilitlendi. bazen yazdi, bazen okudu, arada kafasini kasidi, arada eli yanaginda bakti dusundu daldi.. kahve ve sigara molalarinin disinda calisti durdu. neredeyse gece olmustu bilgisayari kapattiginda. mutfaga gitti, bir seyler yedi (nihayet!). ortalikta dolanmaya basladi. yorgun gorunuyor, uyuyacak galiba, dedim. yaniltti beni. mutfaga girdi tekrar ve tatli yapmaya basladi. hayir olsun! o da bitince uzandi koltuga, okudu biraz. ama onu da yapamiyor gibiydi.. sonunda uyudu.. sabah oldu; uyanmis, uyanmasini bekliyordum. alarmi calmadi (hayret!), uyandi. bilgisayarini acmadi. (sehre gidecek demek ki) kahvesini demledi. bilgisayarini acmadi. elini yuzunu yikadi. bilgisayarini acmadi. (evet, kesin gidecek) kahvesini koydu, icti. ve sigarasini. bilgisayarini acmadi. odalara girdi cikti. ama dolabin karsisinda dikilip kiyafet secme rituelini gerceklestirmedi. (gitmeyecek galiba. bilgisayarini niye acmiyor oyleyse?) oturdu koltuga, koca kitabini aldi eline, uzandi, okumaya basladi. okudu, okudu. bilgisayarini hala acmamisti. kafam cok karisti. bugun pazartesi degil mi? tamam her pazartesi ise gitmez, ama gitmese de evde calisiyor olur. en azindan sabah o bilgisayar acilir, bir seyler yapilir yapilir.. ne oldu buna soyleyin. hasta mi, kafasina saksi mi dustu, ne oldu?"

karisikligi dindirmem lazim sanirim: "yeter bu kadar dirdir. kalk bakalim ada, alisverise gidiyoruz. aksama misafirlerimiz var, yemek yapacagiz daha."

sordu: "e pazartesi, e is?"
yanitladim: "haa is mi? izin verdim kendime. ben diyeyim kafa izni, sen de ada izni."
afalladi: "woohoo"

"dur ada, ziplama"

24 Kasım 2012 Cumartesi

57 - İste boyle bir sey

biri yeni dogmus bebeginin resmini gosteriyor telefonundan, ben adamin.

22 Kasım 2012 Perşembe

55 - Aglama

ada,
ben simdi gidiyorum. pazara kadar da yokum. haber vermedi diye kizmaya kusmeye kalkma sonra. ben yokken terk edilmis sevgili modlarina da girme lutfen. uzme kendini. evet gidiyorum fakat hala seviyorum seni.
ama bu yagmur da neyin nesi simdi! agliyor musun yoksa?

21 Kasım 2012 Çarşamba

54 - Hayir

"ada bana iyi gelecek" demistim daha tasinmamisken adaya, "iyilikler, yenilikler getirecek hayatima".. yeni baslangiclardi umulan; planlanmamis bitisler degil.. ama hayatin onume koydugu her neyse kabulum..
hem, her seyde bir hayir var, degil mi ada? oyle ya, senli donemde oluyorsa olan, benim icin "iyi" olandir mutlaka.
efendim? neden bahsettigimi anlamiyor musun? bosver sen, haydi yeni kapilarin serefine..

20 Kasım 2012 Salı

53 - Ada sehirde

ada,
sehre gittigimde seni biraktigimi dusunerek kiziyorsun bana.. oysa birakmiyorum, benimle sehirdesin.. herkes seni soruyor, ben hep seni konusuyorum..

19 Kasım 2012 Pazartesi

52 - Elbirliğiyle

adanın, yavaşlama temalı derslerine kattığı işbirlikçileri var: ada sakinleri.. kimsenin acelesi yok..

market siparişiniz aradıktan 1,5 saat sonra geliyor mesela..
_ekmek de istiyorum, ama tazeyse gönderin.
_taze abla.
telefon konuşması ve ekmeğe kavuşma anı arasında geçen zaman öğretiyor tazesini istemenin manasızlığını..

sucu, suyunuzu ben diyeyim 2, siz diyin 3 saat sonra getiriyor..
_şehirden getirdin galiba suyu?
cevap vermek yerine, sevimli sevimli gülüyor.. gülüyorum ben de..

ve öğreniyorum.. yavaş yavaş, yavaşlamayı öğreniyorum..

18 Kasım 2012 Pazar

51 - Hayal hırsızı

ülkedeki insanların yarısının psikolog olmak istediğini düşünürdüm:
_ne okudun?
_psikoloji.
_aa ben de hep psikoloji okumayı istemişimdir. (senelerdir şaşmaz replik)

diğer yarısının ne istediğini de öğrendim nihayet:
_adada yaşıyorum.
_aa ben de çok isterdim. (son haftaların repliği)

hayallerinizi çalmışım muamelesi yapmayınız; hayallerinize sahip çıkınız..

17 Kasım 2012 Cumartesi

50 - Sukur

iste bunu hayal etmistim. biraz yesil biraz mavi.. hem deniz hem gok.. martilar ve ozgurluk hissi.. huzur veren ama ancak kulak verenlerin duyabilecegi ozgun sesler.. sade, gercek bir guzellik.. hepsi, eksiksiz karsimda.. icime, ruhuma yayiliyor; kendimden geciyorum.. hayal gibi.. uykudayim da ruya goruyorum gibi.. uyandirmayin lutfen.

16 Kasım 2012 Cuma

49 - Gün batarken

kalpazankaya'ya çıkalım mı bugün? haydi öyleyse..




restoran mart ayına kadar sadece cumartesi günleri açıkr maalesef.. ama muhteşem günbatımı fazlasıyla doyurucu..

15 Kasım 2012 Perşembe

48 - Sır

ada,
bugun sana bir sey soylemem lazim. ama kimseler duymasin. yaklas biraz, getir kulagini.........

14 Kasım 2012 Çarşamba

47 - Gel son vapur, gel

olabilirdi aslinda.. ucak 15 dakika rotar yapmasaydi.. nihayet istanbul'a inildiginde koltuklarindan kalkarken, esyalarini alirken, merdivenlerden inerken yolcularin hepsi sozlesmiscesine yavas hareket etme rekoru kirmaya kalkismasaydi.. ucak koruk yerine otobuse yanasmasaydi.. 2 otobusun biri doldugu halde dolan, dolmakta olan digerinin de dolmasini ve birlikte hareket etmeyi beklemeseydi.. otobusten inip iceri girince bir ordu halinde saldirilan 2 yuruyen merdivenin biri bozuk olmasaydi.. calisan digerini kullanan vatandas, duruyorsa merdivenin saginda durmasi gerektigi medeniyetine sahip olsaydi da soldan yurumek isteyenleri engellemeseydi.. nihayet alandan cikip iskeleye bir kara tasitiyla ucmaya calisirken yollar bombos olsaydi, isiklar olmasaydi.. olabilirdi.. 22:00 motoru kil payi kacirilmayabilirdi.. adada 47. gun var olabilirdi.. son saatinde de olsa, su dakikalarda adayla kavusulmus olunabilirdi..

_donme artik, gec oldu, hem yarin tekrar gececeksin, bende kal.
_yok, adam beni bekler..

13 Kasım 2012 Salı

46 - Kara

"merhaba, ben karakedi. burgaz'da yasiyorum. burada benim gibilerden cok var. hep birlikte mutlu mesut yasiyoruz. ama anlayamadigim bir sey var. insanlar beni gorunce sacini cekiyor. neden acaba? bak, fotografimi ceken bu kiz da cekti sacini. "karasin diye" demisti bir keresinde arkadasim tekir. ilahi tekir, bu kadar komik bir aciklama olabilir mi? baska bir nedeni olmali mutlaka. neyse, ben biraz daha dusuneyim. size iyi gunler!"

12 Kasım 2012 Pazartesi

45 - Kaç

sürekli ilgi isteyen bir sevgilidir ada. yine küstü bana: "evde olsan kaç yazar benimle ilgilenmedikten sonra? yok yok, sen adalı olamayacaksın. marifet adada kalmak değil; marifet adayı yaşamak. sen ne yapıyorsun peki? gözlerini bilgisayarından ayırmıyorsun. ne var o küçücük ekranda bütün gün bakacak, anlamıyorum! benden daha önemli, benden daha güzel bir şey olmalı ki gözlerini dikmiş bana değil ona bakıyorsun. ah, sihirli aynam olsaydı da sorsaydım.. ayrıca, verdiğin sözleri de tutmuyorsun. hani yürüyüşe çıkacaktık bugün? hani henüz görmediğin güzel köşelerimden birini keşfedecektin?.. susuyorsun tabi. söyleyecek sözün yok. yarın yaparız, diye kandırmaya çalışma sakın. telefonda konuşurken duydum, yarın gidiyormuşsun. hem de başka bir şehre. önceden tek istanbul vardı kıskanacak, şimdi biri daha çıktı. söylesene, kaç şehirle aldatacaksın beni?"

sen de haklısın ada..

11 Kasım 2012 Pazar

44 - Aydinlanma

ailemin "hastalansan ne yapacaksin orada" kaygisini iliklerimde hissettiren gundur 44. gun.. kissadan hisse: saglikli insanlar adada yasamali; ya da adada yasamayi secen insan saglikli yasamali.. (endiseye gerek yok: ani bir tansiyon dususu sadece. dersini verdi ve gitti.)

10 Kasım 2012 Cumartesi

9 Kasım 2012 Cuma

42 - Tercih

sehirden ada diyaloglari:
_ada cok at boku kokmuyor mu?
_sehirdeki boktan insanlara yeglerim!
(kokmuyor ayrica!)

8 Kasım 2012 Perşembe

41 - Ada rüzgarı

41. günde eve kapatır, evin içinde yankılanan sesini size duyuramadığım rüzgar..


yine de 41 kere maşallahtır adaya, güzelliğine, dinginliğine, huzuruna.. maşallah adada yaşamaya..

7 Kasım 2012 Çarşamba

40 - İyi kötü masum

sevgili ada,

bugün şehirde kötü birini tanıdım. daha doğrusu tanıyordum da, içindeki kötü'yü tanımamışım. karşılaşınca şaşırdım, üzüldüm, ürktüm. o an kalkıp koşa koşa sana gelmek istedim. dünyanın dışında bir yermişsin, sende sadece iyi varmış gibi.. sana varır varmaz her şeyi unutturup, yeniden iyi hissettireceğini bildiğim için.. yapamadım.. sustum.. kaldım.. ağır geldi kötüyle aynı havayı solumaya devam etmek.. nefes al ve sabret, dedim hep yaptığın gibi.................... bitti sonunda.. gün devam etti, akşam oldu.. sana ve huzuruna kavuşmaya az kaldığı tesellisiyle iskeleye vardım.. yağmur yağıyordu, iskelenin yanındaki çay bahçesine sığındım.. birden aklıma geldi; dün bir resim vermiştim çerçeveletmek için; bu akşam alabileceğimi söylemişti çerçeveci.. aah, evet, bu akşam ihtiyacım vardı kesinlikle o resmi görmeye.. masumiyeti hatırlamaya.. saate baktım, vapurun kalkmasına biraz daha vardı, hızlı davranırsam gidip resmime kavuşabilirdim.. ve fakat yağmur.. boşver, dedim, başka zaman alırsın.. yok, dedim, bu akşam almalısın.. kalktım.. gittim çerçeveciye. kötü haber:
_yetiştiremedim.
_yapma.
_kusura bakma.
_bakıyorum. zor bir gün geçirdim, ve o çocukları görmeliydim şu an..

çocuklar.. geçmişin çocukları.. 1920'lerde yaşayan.. yalınayak çocuklar, yıpranmış çocuklar, ellerinde kova taşıyan çocuklar, gözleri konuşan çocuklar.. yabancı bir fotoğrafçının objektifinden.. geçen sene bir sergide görmüştüm fotoğrafı.. o anda bayılmış, posterini almıştım.. öylece bekliyordu çerçeveletilmeyi; senin için bekliyormuş meğer.. bu akşam kavuşsaydınız, kavuşsaydık iyi olacaktı; olamadı.. neyse ki, o gün çarpıldığım anda fotoğrafını çekip facebook'ta paylaşmıştım. aklıma geldi az önce, açtım baktım.. gel, sen de bak ada.. masumiyete bak..



masumiyete bak.. ve söyle bana ada.. insan kötü doğabilir mi? çocukken kötü olunur mu? yoksa sonradan mı olunur? ne oldurur peki? lütfen anlat bana ada. çünkü ben an-la-ya-mı-yo-rum!

bir de, bir de ada, bugün 40. günümüzmüş. bir şeyi 40 kez söylersen olurmuş.. haydi bir sen bir ben: "bütün kötüler iyileşsin" "bütün kötüler iyileşsin" "bütün kötüler iyileşsin"..............................

(neyse ki iyiler de var hala.. çerçeveci mesela.. "dur" dedi "böyle üzgün gönderemem seni. bir hediye seç kendin için." küçük bir şey beğendik birlikte, hediye etti. evet hatalıydı, sözünü yerine getirememişti. yine de telafi/teselli etmek zorunda değildi. fakat vicdanlıydı işte. resme bayılmamıştım, hala kendiminkini tercih ederdim, ama gülerek ayrıldım yanından. içim biraz ferahlamış olarak. evet, iyiler vardı hala.)

6 Kasım 2012 Salı

39 - Bi ativersen

buyrunuz size adada yasamanin zorluklarindan biri: ulasima lodos bariyeri. bu sabah bazi seferler iptal; iptal olmayanlarsa rotarli kalkiyor. 10:35'de kalkmasi gereken motor henuz gorunurde yok mesela (saat 10:51). ama bakiniz; amcam minik teknesiyle aslanlar gibi gidiyor. "beni de bostanci'ya ativer be amca, olmaz mi?"

sonradan gelen ekleme: gelecegi soylenen motor gelmemeye karar verdi. rotarli kalkan 11 vapuruna binildi. kadikoy'e dogru bir sagaaa bir solaaa yol alinmaya baslandi. hadi hayirlisi! (saat 11:20)