30 Eylül 2014 Salı

732 - Ben de ben de

"ne kadar kaçmak ve uzaklaşmak arzusu ile dolu isem, o kadar da bağlanmak, kalmak, bağdaş kurup oturmak istiyorum."
ah bre sait faik, adada yazdın dimi bunu? 

29 Eylül 2014 Pazartesi

731. gün - 2. yıl

29 eylül 2013 günü şunları yazmışım bloğa:
----------------------------------------------------------------------------------

29 eylül 2012 günü bloğa ilk yazdığım satırlar şunlarmış:

15 sene önce geldim İstanbul'a.. Taşı toprağı altın mı bilemedim, ama güzelliğine büyüsüne kapıldım ben de. Kadıköy, Çiftehavuzlar, Etiler, Ortaköy, Moda, Çamlıca.. Bir dolu semtinde yaşadım bu kentin. Bir sonraki durak Cihangirdi.. Plan öyleydi en azından. Ama hayat işte.. Biz geleceği planlarken bugün, önümüze öyle anlar çıkarıyor ki, planların aklını alıyor, yolunu şaşırtıyor. Bir kaç ay önce Burgazada girdi hayatıma; ardından adada yaşama fikri aklıma. Sonra tüm ruhumu sardı bu fikir. Sarıldım fikre. Sarıldıkça, heyecanım arttı. Düşüncesi, hayali bile öyle radikal, öyle masalsıydı ki, gerçek olmasını tetikledi. Evet, ben böyle bir hayat istiyordum. Dilediğimde şehre, harekete, kalabalığa ulaşabileceğim kadar yakın; dilediğimde sessizliğe ve kendime çekilebileceğim kadar uzak...
Bugün adada, bugün adadaki evimde ilk günüm. Kaç günün ilki, bilmiyorum.. Şimdilik niyet ada yaşamını denemek. Ve yaşarken de adada geçen her günü kayıtlara geçirmek. İşbu bloğun sebebi budur! Geçenlerde yeni tanıştığım biriyle Burgaz'dan konuştuk. O da yazı burada geçirmiş. "Adayla ilgili internette doğru dürüst bilgi yok, çok acı" dedi. "Olamaz! Olmalı" dedim.. Bloğun bir diğer işlevi de bakarsınız bu olur.. Adayı tanıtmak. (Ama çok tanınıp çok gelinmesinden, kalabalıklaşmasından, kalabalıklaştıkça çirkinleşen tüm o yerlere benzemesinden ürkerek aynı zamanda...)
Mamafih sevgili dostlar, ben artık adalıyım! Yolu Burgaz'a düşenleri kahveye beklerim.

29 eylül 2013 günü yine bloğun başında, yine yazıyorum:

ilk yıldönümümüz kutlu olsun sevgili ada! yaşattıkların ve huzurun için teşekkürler. seviyorum seni! 
mamafih sevgili dostlar, ben hala adalıyım! şimdiye kadar düşmediyse yolunuz burgaz'a, e hadi düşsün artık!
-------------------------------------------------------------------------------

ve 29 eylül 2014 günü yine bloğun başında, yine yazıyorum:

iki yıl ne zaman geçti be sevgili ada! iki yıl ne de güzel geçti seninle! hayatıma yeni bir anlam, yeni bir tutku kattın. iyi ki varsın. çoook seviyorum seni!
mamafih sevgili dostlar, ben hala adalıyım! hatta artık baya adalıyım. ve hala kahveye gelmemiş olanlarınız var, çok ayıp..

28 Eylül 2014 Pazar

730 - Sessizlik kere sessizlik

adanın sessizliğine çokça yakışan bir eylem buldum: sessiz film izlemek..

27 Eylül 2014 Cumartesi

729 - Günün notları

-adada uyanmadığım bir gündü. 

-psikodrama eğitimi alıyorum, biliyorsunuz. yazın tatildeydik biz de. tatil nihayet bitti, okul bugün başladı _nasıl da özlemişim! her psikodrama günü kendine dönüşler, farkındalıklar, aydınlanmalar, duygulanmalar, açılmalarla dolu oluyor. eğitim sonrasında da bir süre devam ediyor bu mod. daha farkında, duygularınızı ve kendinizi açmaya ve iletişime daha açık oluyorsunuz. 

-eğiitm bitti. şehrin trafiği yüzünden 19:40 kabataş-adalar vapuruna son saniye yetiştim. daha açık anlatabilmek için iskelenin benim ardımdan kapandığını söyleyeyim. feci yağmur yağıyordu, vapur iskelenin eeen ucundaydı ve kalkmak için benim iskeleyi yürüyüp vapura binmemi bekliyordu. önce iskeledeki görevli seslendi: "biraz acele eder misiniz?", oracıkta açtım kendimi "bacağımda sorun var, ameliyatlıyım.".. normalde söylemezdim hemen böyle bir şeyi, söyleyiverdim. sonra kaptan, köşkünün camından kafayı uzatıp aşağı bağırdı "sucuk olacaksınız, koşun bari". bağırdım ben de "bacağımda sorun var, koşamıyorum", "affedersiniz" dedi "biz bekleriz sorun yok, ıslanıyorsunuz diye demiştim ben." üzüldü korkarım. bağırdım "kusura bakmayın." hızlı yürüyebiliyorum neyse ki.

-vapurda kahvemi aldım, dışarı çıktım, sigara içtim, içeri girdim, oturdum.

-genç bir kadın vardı, bir hayli leyla. karşımdaki koltukta oturuyordu. vapur kınalı yolcusunu boşaltıp kalktıktan sonra yanlış vapurda olduğunu anladı kahramanımız. kadıköy'den beşiktaş vapuruna binecekken yanlışlıkla ada vapuruna binmiş garibim. yanındaki adalı ve ben hemen saatlere bakıp ona uygun bir vapur bulmaya çalıştık. burgaz'da inip, indikten 5 dakika sonra burgaz'dan kalkıp kabataş'a gidecek vapura binebileceğine karar verdik. olmadı. bizim vapur geciktiği için kabataş'a giden vapur bizim vapurdan önce iskeleye yanaşıp burgaz yolcusunu aldı ve kalktı. ve o vapur son vapurdu. motora döndük bu kez, saatlerine baktık, heybeli'de inip 21:30 motoruyla bostancı'ya gitmesini söyledik. itiraz etti: "ama ben beşiktaş'a gideceğim" e be abla, sana özel beşiktaş'a vapur kaldıramayacağımıza göre... anlatmaya çalıştık ve indik. umarım heybeli'de inmeyi, oradan bostancı'ya ve sonra beşiktaş'a gitmeyi başarabilmiştir. ne yalan söyleyeyim, şüpheliyim ve aklım kaldı..

-adanın ıssız ve karanlık ve soğuk sokaklarında yürümeye başladım. sezonun bittiğini, adanın terkedildiğini, bizim zamanımızın geldiğini gerçekten anlamak için adada bir akşam vakti yürümek gerekiyormuş meğer. neyse ki yağmur dinmişti.

-yürürken bir köşede bir yabancıya denk geldim. genç bir adam.. telefonla konuşuyordu, misafir gelmiş, misafir olacağı evi arıyordu, konuşmalarından anladım.. yürüdüm geçtim yanından, telefonla konuşmaya devam ediyordu. "abi sahil aşağıda kaldı diyorum sana, burası neresi bilmiyorum." .. ilerlemiştim baya, "hey adalı, bir yabancıyı böyle bırakıp evine mi gidecek misin" dedim kendi kendime, "ama yardım istemedi ki" diye cevap verdi kendim; cevap verdi kendim kendime "bazıları yardım istemeyi bilmez, sevmez ya da isteyemez".. dayanamadım, arkama döndüm, bağırdım: "nereyi arıyorsunuz?".. neyse, bulduk gideceği yeri. 

-evime geldim. yağmur başladı yeniden.. zaten bir hoş olurum yağmurlu günlerde. zaten psikodramadan çıkmışım.. yazasım gelmiş uzun uzun; "denedim, olmadı. valla deniyorum, ama kimse senin yerini alamıyor. unutuyorum bazen, hah diyorum bitti bu sefer, başka şeylere kaptırıyorum kendimi, baya da uzun sürüyor bazen, sonra bir bakıyorum, dönüyor dolaşıyor yine sende buluyorum kendimi. neden bilmiyorum, neden aramayı bırakalı çok oldu aslında. bir sürü başka şey de oldu geçen bunca zamanda. anlatmak istiyorum sana, danışmak belki, ya da sadece yaslanmak. zehir sözlerim için özür dilemek. ah, boşver hepsini, ben seni çok özledim."... ama yazmamışım.

-ben yukarıdakileri yazarken yağmur iyice coştu, panjurlar sinir bozucu titreme seansını açtı, kalktım, panjurları indirdim.

-adada uyuyacağım bir gündü.

26 Eylül 2014 Cuma

728 - Uyum

yine eşzamanli yanastik vapurla iskeleye. pek uyumlu bir iliskimiz var..

25 Eylül 2014 Perşembe

727 - Olacak tabi

eğitimlerde, özellikle olumlu bakmayı ve olmayı çalıştıklarımızda sorar bazen katılımcılar: "siz hep böyle neşeli, güleryüzlü müsünüz?" doğruyu söylerim: "hayır tabi ki. benim de üzüldüğüm, düştüğüm zamanlar olur." 
insanım ben de çünkü.. ve her şey insan için. genel olarak pozitif ve iyimser (zaman zaman gereğinden fazla hatta) bir tür olsam da hayat benim de sınırlarımı zorlar zaman zaman.. bu ara olduğu gibi.. neyse.. katılımcılara verdiğim cevabın devamıyla kapatalım konuyu: "önemli olan yine de tutunacak bir şey bulmak ve hayatın, günün tümüne yaymamak olumsuzluğu. sorun olan her neyse elbet geçeceğine inanmak."  

ada, haydi tekrar et: her şey güzel olacak, her şey güzel olacak, her şey güzel olacak.... hiç bir zaman "her" şeyin güzel olmayacağını bilsen de et sen, boşver..

24 Eylül 2014 Çarşamba

726 - Bana bir masal anlat..

bugün üzüldüm biraz, kötü bir haber aldım. ada çok uğraştı ama o bile teselli edemedi.. zorla geçti gün.. iyi hissettirecek bir şeylere ihtiyacım vardı akşam: masalsı bir film izlemeli, dedim.. evet evet, tim burton iyi fikirdi. big fish'i izleyememiştim bir türlü, işte zamanı, dedim.... evet, zamanıymış. 
biliyorsunuz değil mi, büyüklerin de masallara ihtiyacı var, masallara inanmaya.. izleyin, inanın..

23 Eylül 2014 Salı

725 - Huzur melodisi

ada bu sabah azgin yagmur sesiyle uyandirdi beni, dingin dalga sesiyle ugurladi..

22 Eylül 2014 Pazartesi

724 - Güle güle

evet evet yaz bitti! bugün komşum da sezonu kapattı, valizini topladı, panjurunu indirdi, gitti.. ama o sadece yazın gelip sonra adayı unutan yazlıkçılara, sezonluk adalılara benzemez. gerçek bir ada sevdalısıdır, fırsat buldukça kışın bile haftasonları kaçar gelir. yine gelecek, biliyor, bekliyoruz adayla. 

21 Eylül 2014 Pazar

723 - Büyükada - yazıkada

büyükada'daydım bugün.. bir seneden daha uzun zaman önce gitmiştim en son, üzülmüştüm haline. bugün çok çok üzüldüm.. adı büyük de olsa ada sonuçta yahu! bunca kalabalığı kaldıramıyor, kaldıramayacak. yolda yürümenize engel olacak sıklıkta vızır vızır geçen faytonlar, sürekli karşınıza çıkan akülü araçlar, meydana yakın yerlerde park etmiş kamu araçları, bilinçsizce son sürat kullanılan bisikletler.. ada, adalıktan çıkıyor anlamıyor musunuz?

trafiğin fotoğrafını çekmiştim ama yok, bir ada bloğuna kötü ada resimleri koymayalım. aklınızda büyükada'nın trafiği değil şu manzarası kalsın..

20 Eylül 2014 Cumartesi

722 - Ada misafirleri sever

bazi haftasonlari kimse gelmez adayla bize. bazi haftasonlariysa herkesin ayni gun gelecegi tutar, posta posta misafir agirlariz adayla ama yorulmayiz mesud oluruz. bize musaade, kahve yapacagiz.

19 Eylül 2014 Cuma

721 - Ada kahvesi

küçük ve şirin adamızın küçük ve şirin bir ara sokağında küçük ve şirin bir mekan "four letter word coffee".. yakında sezonu kapatacak o da. sağlam bir kahve içmek isterseniz, kapanmadan denemenizi öneririm.. (şansınıza snickerslı kurabiye de vardır umarım!)

17 Eylül 2014 Çarşamba

16 Eylül 2014 Salı

718 - Perdeyi arala

adada yediyuzonsekizinci gunun mesaji mevlana'dan geliyor. afiyet olsun.

15 Eylül 2014 Pazartesi

717 - Kapanis

harrison cafe de kapandiysa adada yaz sezonu bitmistir. ve bugun tum ulasim araclari sonbahar tarifesine gecmistir. hosgeldin sonbahar, iyi ki geldin! ulasimin zorlasmasi bize viz gelir, bilirsin sen..

14 Eylül 2014 Pazar

716 - Düşünüyorum öyleyse....

bugün özel bir ada günü.. çünkü ada felsefi, ilmi bir sohbete ev sahipliği yaptı.. ruhu açan bir yerde ruha dair konuşmak pek anlamlı oldu.

13 Eylül 2014 Cumartesi

715 - Romantik piknik

adaya gelen aşıklari seviyoruz. ruzgara ragmen sahilde piknik yapan asiklari daha da..

12 Eylül 2014 Cuma

714 - Gizemli adimlar

adanin her kapisini acmak, her bahcesini gormek istedigim dogrudur.. hele boyle gizemli olanlari, ah!

11 Eylül 2014 Perşembe

713 - Amin

cok kartvizitim oldu bugune dek. birlikte calistigim kurumlarin, vakiflarin, dernegimizin, kurdugum ama onun icin hic bir sey yapmadigim eski sirketimin.. simdi kendi adima bir kartvizitim var.. ve bugun ilk kez kullanacagim. onemli bir gorusmede. adacim, dua eder misin iyi gecsin?

10 Eylül 2014 Çarşamba

712 - Ada yalnızlığı

ada,
uzun zaman şehre gitmeyip, sende kaldığım zaman endişeleniyor arkadaşlarım. "nesi kötü" diyorum; "bunalıma girersin" diyorlar. aslında benimle ilgili değil, kendileriyle ilgili bir şey söylemiş oluyorlar; fark ettin değil mi? çünkü insan kendi nasılsa karşısındakini de öyle değerlendiriyor. uzun süreli yalnızlık onları bunaltacağı için otomatik olarak beni de bunaltacağı çıkarımında bulunuyorlar. benim başka biri olduğum gerçeğini yadsıyarak, hem de beni tanımalarına rağmen.. insan işte.. başkasının hayatını değerlendirirken bile uzaklaşamıyor kendinden.. hep böyle değil miyiz? farklı konularda da, birilerine kızarken, birilerini eleştirirken hatta yargılarken.. hep unutmuyor muyuz karşımızdakinin farklı algıları, duyguları, değerleri, alışkanlıkları olduğunu.. evet ada evet, insan olmak zor iş.. 

hamiş1: daha önce de yazmıştım; kendiyle baş başa kalmaktan çekinenler, kendi kendine zaman geçiremeyenler adada yaşayamaz.. yapamadığınızı yapabilenlere bok atmayınız lütfen.. (şşşşşş)
hamiş2: yalnız kalmaktan korkmanın ardında yatan sebepler ne ola ki?! (hmmmm)

8 Eylül 2014 Pazartesi

710 - Bu akşam ada ve ben

ada: ne izliyorsun?
bb: geyik bir romantik komedi.
ada: aaa!
bb: ne var, ben de bir kadınım en nihayetinde.. 
......................................................................

bb: oha! ada, duydun mu?
ada: neyi?
bb: şarkının sözünü.
ada: hayır, aya bakıyordum.
bb: "çok zor bazen avaz avaz susmak" dedi.
ada: oha!
.....................................................................

bb: ada
ada: efendim?
bb: dolunay mı o?
ada: neredeyse..
bb: ah ada ah!
ada: ah bb ah! ne yapacağım ben seninle..

7 Eylül 2014 Pazar

709 - Adanın uluslararası namı

bir pakistanlı'ya bile durmadım dinlenmedim seni anlattım ada. hatta öyle çok canını çektirdim ki bir sonraki gelişinde mutlaka tanışacak seninle. bu sefer uymadığı, gelemediği için özürlerini iletti..

hamiş: arkadaşlığın ırkı, dini, dili, cinsiyeti yoktur.. ve bazılarıyla aranıza zaman ve mesafe de girse, onlar hep oradadır, bilirsiniz.. işte bunun adı şanstır..

6 Eylül 2014 Cumartesi

708 - Yazlik dedigin

adada evin icine sigamayip sokaga tasanlar var. yazlik dedikleri tam da boyle bir sey olsa gerek..

5 Eylül 2014 Cuma

707 - Isim kutusu

anlamaya calisiyorum.. sanirim gittikleri yerde bir iz/hatira birakmak icin yaziyorlar isimlerini.. adaya gelmisken de yazacaklar tabi, kaçar mi hic! ama neden çöp kutusu, neden, biri bana bunu açıklasın..

4 Eylül 2014 Perşembe

3 Eylül 2014 Çarşamba

705 - Bir kitap, bir film..

hayallere tutundukça yaşıyor insan.. ya da yaşamıyor..

eveeet, günün önerileri adadan sizin için geliyor: robert musil - hayalperestler ve bergman - düşler.

hamiş1: yine farkında olmadan, gereken zamanda okunan/izlenen.. ah yaramaz evren!
hamiş2: itiraf ediyorum hakim bey, hayalperestim.
hamiş3: bergman, seni seviyorum, uyan da biraz psikoloji konuşalım.

2 Eylül 2014 Salı

704 - Budur

şehrin taşıt dolu, dopdolu sokaklarında beş dakikalık yolu yarım saatte aldıktan sonra adanın şu boş sokakları, bu sakinliği..... nasıl iyi hissetmez insan adasına dönünce?!

1 Eylül 2014 Pazartesi

703 - Eylulde ada

duydum duydum, ada az once sarki soyluyordu! eylul'de gel, diyordu..