31 Temmuz 2014 Perşembe

671 - Ada aktiviteleri

kimi aşağıda denize girer, kimi yukarıda denize karşı çekirdek çitler. isteyen istediğini yapar. mutlu olsunlar, yeter. adamıza zarar vermeden tabi.

30 Temmuz 2014 Çarşamba

670 - Özlem

adayı yaz aylarında güzel bulan herkese hep aynı şeyi söylüyorum: ada boşken, yalnızken daha güzel! itiraf edeyim: sonbaharı dört gözle bekliyorum.

29 Temmuz 2014 Salı

669. gün - 22.ay

adayla yirmi üçüncü aydönümümüzü cümbür cemaat kutluyoruz! ada mutlu, dostlar mutlu, ben musmutlu!

28 Temmuz 2014 Pazartesi

27 Temmuz 2014 Pazar

667 - Günün çeşnisi

biz adalılar oje yerine yosun kullanırız..


ilk domatesimi tattım! mahsulde son durum: 4 salatalık, 4 biber, 1 domates


ve akşam nadir'deki okey keyfimizden bir kesit.. sanırım, eğitimi kültürü ne olursa olsun her türk'ün kanında var okey sevdası..

26 Temmuz 2014 Cumartesi

666 - Arada degistirmek lazim

farkli bahceden sonra farkli manzara fotografinda sıra.
benim evden sık sık gordugunuz kinali manzarasindan sıkılanlar icin buyrunuz, baska bir ada evinden iskele, kaşık ve heybeli manzarasi..

25 Temmuz 2014 Cuma

665 - Yedek bakici

benim bahcemin fotograflarini gormekten sıkılanlar icin buyrunuz baska bir ada bahcesi. sahibi tatilde; bendeniz ise çimlerinin sucusu, kedilerinin mamacisi..

24 Temmuz 2014 Perşembe

664 - Tanıdık

şehirdeyken hissettiklerim.. adaya gelince.. adadayken şehre bakınca.. olgunlaşmış biberimi görünce.. kendi ürettiğim şeyi bir başkasına tattırınca hissettiklerim.. ah, nasıl da tanıdık geldi bana bu sevimli arkadaşın duyguları..
reklam da olsa şahane video!


23 Temmuz 2014 Çarşamba

663 - İlahi ömür

dante okuyorum dante gibi ortasindayken ömrün.. dante okuyorum "burada yaşamak ömrü uzatir" dedikleri bir adada yaşiyorken.. ve bilmiyorken, sonunda böyle diyenler mi hakli cikacak, dante mi..

22 Temmuz 2014 Salı

662 - Ferah

yürürsün yürürsün, sıcak basar, bunalırsın.. sonra bir bakmışsın deniz çıkmış karşına.. rahatlaman, ferahlaman için.. hayat gibi!

21 Temmuz 2014 Pazartesi

661 - At

korkma..
korkularının o adımı atmanı engellemesine izin verme..
korku görünmez gardiyanıdır ruhunun, unutma..

19 Temmuz 2014 Cumartesi

659 - Öğrenmek güzeldir

hayatımda şöyle şeyler var artık. http://www.youtube.com/watch?v=CZst5JEVG6A
öğrencilik adeta.. salatalık büyüyor, toplamalı mı toplamalı mı emin olamıyorum, yaz google'a "salatalık ne zaman toplanır".. domatesin yaprakları kuruyor, budanmalı mı bilemiyorum, yaz youtube'a "domates nasıl budanır".. teşekkürler sanal alem! ve teşekkürler güzel güzel anlatan şeker hemşeri abim.. sana uyup domatesleri kuşa çevirdim ama hayırlısı bakalım..

hamiş: araştırmalarım sonucu salatalıklardan birinin toplanma vaktinin geldiğine karar verdim. buyurunuz huzurlarınızda bostanımın ikinci mahsul zamanı ve bugünün iki ürünü.. (ürün sayısı etti üç!)

18 Temmuz 2014 Cuma

658 - Barış, lütfen barış!

çocuklar ölüyor.. masum çocuklar.. masum insanlar.. ne uğruna Allah aşkına?!


17 Temmuz 2014 Perşembe

657 - Kural

ada gibi bir yerde yalnız yaşamayı planlıyorsanız; adada yaşayan, nazınızın geçeceği, çekinmeden kendisinden bir şey isteyebileceğiniz (en az) bir arkadaş edinin mutlaka.. hastalıkta ve sağlıkta..

16 Temmuz 2014 Çarşamba

656 - Priz sorunsalı

"vapurda priz var mı" arama terimiyle düşmüş bloğa biri..
ah şarj mağduru arkadaşım, seni öyle iyi anlıyorum ki! aynı soruyu kaç kez sordum ben de, adaya dönüş yolunda şarjım bitti bitecekken ve adanın zifiri karanlık sokaklarında yürümek için telefonumun fenerini kullanmaya, yani telefonumun şarjının dolu olmasına ihtiyacım varken.. sorunun cevabını vereyim: vapurda priz var! ama soruyu şöyle değiştirmeni öneririm: vapurda çalışan priz var mı? buna cevabım ise: üst katta çalışan prize henüz rastlamadım. bir kere alt katta çalışanını yakaladım. o da tepede çok saçma bir yerdeydi. telefonun kablosu yetişmediği için bilgisayarın kablosunu prize takıp, telefonu bilgisayardan şarj etmekte bulmuştum çareyi. ya da şarj aletini prize takıp, telefonu havada sallandırabilirsin. olmadı mı? o zaman sana hayat kurtaracak bir ipucu: telefonunu vapurun çay ocağındaki çalışanlara verip şarj etmelerini rica edebilirsin. artık akıbetin çalışanların insafına kalmış.
sana son sözüm ise; ayağa kalkıp çevrene bakmak yerine prizin yerini google amcada aradığın için tebrikler tebrikler! yan odadaki annene "acıktım, yemek hazırla" mesajı atanlardan mısın yoksa?

14 Temmuz 2014 Pazartesi

654 - Biberin sürpriz atağı

ne ilk çiçeği veren, ne ilk boyu uzayandı.. hatta komşularına göre pek cılız kalmıştı.. gelin görün ki ilk mahsulü o verdi! yaa, doğa şaşırtır böyle; hayat şaşırtır.

ve huzurlarınızda "biberin yaşam öyküsü - çiftçinin mutluluğu" adlı çalışmam:

13 Temmuz 2014 Pazar

653 - Açar açar

tam şu manzaraya karşi oturmus ne kadar sansli oldugumu dusunuyordum ki sokaktan gecen iki bisikletliden biri digerine tam olarak şoyle dedi: "diyorum ben sana, açar ada insani, açar!"
neden "haklisin" diye seslenmediysem..

12 Temmuz 2014 Cumartesi

652 - Nahoş tecrübe

bugün tatsız bir şey yaşadım adada.. ilk (ve umarım son) hırsızlık vakası.. bahçedeki bir köşede dört uzun minderim var. bugün bir baktım ki üç taneler. öyle rüzgardan uçacak kadar küçük de değiller hani. ortalama bir insan boyunda her biri.. allah allah! anlamadım önce. oysa yanıt belliydi.. hepsinin değil tekinin alınmış olması adaya gelip sahilde kamp yapanları getirdi aklıma. kumsalda serecek bir şeye ihtiyaç duymuşlar, umarsızca bir başkasının bahçesine girip yine umarsızca bir başkasının eşyasını almakta bir sakınca görmemişlerdi (minderlerin olduğu bölüm yoldan görülmüyor olduğu halde). ve muhtemel ki işleri bitince geri getirme zahmetine de katlanmayacaklardı.. o minderleri şehirde yaptırmanın, sonra binbir zahmetle adaya ve bahçeye taşımanın acı hatırasıyla sahile inip bakmayı düşündüm, sıcaktan yemedi gözüm.. ayrıca, hangi sahildeki kampçılardı, nereden bilecektim.. yine de arkadaşım geldi aklıma, aradım. "denize gidiyor musun bugün?", "evet", "sana bir görev veriyorum." ve anlattım. anlattım ama bir şey çıkacağına da pek ihtimal vermeden aslında.. ve daha çok durumu paylaşmak, haberdar etmek için.. inanmazsınız, bir saat sonra aradı arkadaşım: "minderini buldum!".. detaylar uzun hikaye. sonuçta minder geldi; "helal paraymış"la konu bağlandı ve leşe çevirdikleri için kılıfı deterjanlı suya bastırıldı..
olay minderden ibaret değil tabi; olay birilerinin gizlice bahçeye girmiş olduğunu ve yine girebileceğini öğrenmiş olmak.. bugün minder, yarın kimbilir ne.. güven sarsıldı anlayacağınız.. halbuki, adada insana güveniriz biz.. kapıların kilitlenmeden uyunduğu çok ev vardır.. çünkü bizim adada kimse bir diğerine zarar verecek bir şey yapmaz.. ama ya adalı olmayanlar.. pardon pardon.. insan olmayanlar demeliydim!

hamiş: kampçılığı biz de biliriz.. kamp yaparken halka özel alanları kullanırız özgürce, halkın özel eşyalarını değil.. böyle yapacaksanız kampçılığı, yapmayın ne olur. buraya gelmeyin, adamızı kirletmeyin (mecazi anlamıyla da).. edep ya hu!

11 Temmuz 2014 Cuma

651 - Reddediyorum

"şehrin şu çirkin binalarına bakmayı reddediyorum. ısrar etmeyin ne olur. görmüyor musunuz ne kadar üzülüyorum." dedi martı.. diyemedim bir şey..

10 Temmuz 2014 Perşembe

650 - Yazlik

adanin yaz aksami halleri..
kalabalik, canlilik, insanlar, kiyafetler, ışıklar, dondurmalar, hediyelikler.. yazlikta ya da bir tatil beldesindeymisim gibi adeta.. ama birileri icin oyle zaten, degil mi? surekli yasayanlara bir garip geliyor tabi..
hamiş1: 11 sularında fotoğrafı çekerken oturduğum kafe kışın akşam 7 oldu mu kapalı olurdu mesela.. ayrımcılık diyorum, anlamıyorsunuz hala. 
hamiş2: bayrak da ayrı güzel duruyor, anladınız siz onu.

9 Temmuz 2014 Çarşamba

649 - Uyanık kabusu

"burgazada sevgilim" kitabında okumuştum çok önceleri adada evlerde su olmadığını, suyun tankerle geldiğini ve ada sakinlerinin tankere bağlı borulardan kendi doldurdukları suları evlerine taşıdığını..
bugün motorda, yaklaşık yirmi senedir adada yaşayan bir adalıyla sohbet ediyorduk. onun hatırladığı da yine tankerle suyun geldiği ama büyük bir depoya doldurulup oradan evlere ulaştırıldığı..
şimdi ise suyumuz şehrin herhangi bir ilçesindeki gibi normal yollarla geliyor adaya ve evlere..
adalı ahbap konuşurken aklıma geldi birden: önceleri adada yük taşıma da katırlarla yapıyorlarmış.. sonra faytonlar gelmiş.. yani, seneler sonra biri şu cümleyi de sarf edebilir: "seneler önce faytonlar vardı adada; araba çok sonradan geldi."
haaayır! lütfen hayır!

6 Temmuz 2014 Pazar

646 - El elden üstündür

bahçeme köyde doğmuş büyümüş bir köy kızının eli değdi. annemin!
aralara su yolları açmak, suyu oradan vermek, açtığınız yoldaki toprakla fidelere boğaz yapmak lazımmış. benim gibi siz de bilmiyorsanız, bilesiniz..

5 Temmuz 2014 Cumartesi

645 - Seviyor, sevmiyor

bb: anne, adayı seviyor musun?
anne: evet.
bb: neden?
anne: sade, doğal, sessiz, kafa dinleme yeri..

bb: abla, sen?
abla: çok!
bb: nesini?
abla: minimum sadelikteki maksimum huzurunu.. cennetten küçük bir damla.. şehrin gürültüsünden uzaklaşıp kendini sıfırlıyorsun..

bb: s.?
yeğen1 (14 yaş): adayı çok seviyorum.
bb: en çok nesini?
yeğen1: her şeyini.

bb: i.?
yeğen2 (13 yaş): ada, ada işte. her yerde ada var.
bb: peki..

bb: e., adayı seviyor musun teyzecim?
yeğen3 (5 yaş): seviyorum.
bb: neyi seviyorsun en çok burada?
yeğen3: kokan at arabasını.

3 Temmuz 2014 Perşembe

643 - Çürümek ya da çürümemek, işte bütün mesele bu

adadan günün mesajı: bilgisayar başında ruhunuzu çürütmeyin; hayata ve tabiata karışın..

2 Temmuz 2014 Çarşamba

642 - Şimdi şiir vakti

sait faik'in bestelenmiş bir şiirini buldum, oley!
dinlemek isterseniz;
http://www.youtube.com/watch?v=yAedZP31_vI  (neden bilmiyorum, videoyu yükleyemedim. daha sonra tekrar deneyeceğim.)

şiirin tümünü okumak isterseniz;

çıplak heykeller yapmalıyım,
çırılçıplak heykeller
nefis rüyalarınız için
ey önünden geçen ak sakallı kasketli,
yırtık mintanından adaleleri gözüken
dilenci
sana önce
şiirlerin tadını
aşkların tadını
kitaplardan tattırmalıyım
resimlerden duyurmalıyım, resimlerden...

şu oğlan çocuğuna bak
fırça sallıyor
kokmuş manifaturacının ayağına
dörtyüzbin tekliğinden
on kuruş verecek

seni satmam çocuğum
dörtyüzbin tekliğe,
ne güzel kaslarin var
ne güzel bileklerin
hele ne ellerin var, ne ellerin.

söylemeliyim,
yok
yok... meydanlarda bağırmalıyım.
bu küçük
güllerin buram buram tüttüğü
anadolu şehri kahvesinde
kiraz mevsiminin
sevişme vakti olduğunu.

resimler seyrettirmeli, şiirler okutturmalıyım
baygınlık getiren şiirler
kiraz mevsimi, kiraz
küfelerle dolu pazar.
zambaklar geçiriyor bir kadın.
bir kadın bir bakraç yoğurt götürüyor
sallıyor boyacı çocuğu fırçasını
belediye kahvesinde hâlâ o eski, o yalancı
o biçimsiz bizans şarkısı.

sana nasıl bulsam, nasıl bilsem,
nasıl etsem nasıl yapsam da
meydanlarda bağırsam
sokak başlarında sazımı çalsam
anlatsam şu kiraz mevsiminin
para kazanmak mevsimi değil
sevişme vakti olduğunu...

bir kere duyursam hele güzelliğini, tadını,
sonra oturup hüngür hüngür ağlasam
boş geçirdiğim, bağırmadığım sustuğum günlere
mezarımda bu güzel, uzun kaşlı boyacı çocuğunun
oğlu bir şiir okusa
karacaoğlan'dan
orhan veli'den
yunus'tan, yunus'tan...

1 Temmuz 2014 Salı

641 - Bir dönüşüm hikayesi

bahcemdeki cicegin dolabimdaki erik suyuna dönüsümünün hikayesi..
dogal olan her sey/surec nasil da mutlu ediyor insani!