30 Nisan 2013 Salı
29 Nisan 2013 Pazartesi
213. gun - 7. ay
ben, ada, adanin atlari ve kim oldugunu bilmedigimiz yazi sahibinden, yedinci aydonumumuzun hatrina ozel bir mesaj var size..
hamis: mecbur kalmadikca binmiyorum ben vallahi. ama yine de masum degilim, biliyorum!
hamis: mecbur kalmadikca binmiyorum ben vallahi. ama yine de masum degilim, biliyorum!
28 Nisan 2013 Pazar
27 Nisan 2013 Cumartesi
211 - Bulasici guzellik
hava guzellestikce, guzellesiyor ada.. guzellestikce ada, guzellesiyor ruhumuz..
26 Nisan 2013 Cuma
25 Nisan 2013 Perşembe
24 Nisan 2013 Çarşamba
208 - Gri bir şehirde mavi-yeşil bir adayı anmak
istanbul'dan sonra gri gelirdi ankara..
adadan sonra gıpgri geliyor..
adadan sonra gıpgri geliyor..
23 Nisan 2013 Salı
22 Nisan 2013 Pazartesi
21 Nisan 2013 Pazar
205 - Adanin kopek misafiri
kayitlara gecsin! evime kopek girdi..
"asla" dememeli insan.. degisiyoruz surekli.. degistiriyorsun ada..
"asla" dememeli insan.. degisiyoruz surekli.. degistiriyorsun ada..
20 Nisan 2013 Cumartesi
19 Nisan 2013 Cuma
203 - Misafir yazar
ada blogunun bugunku yazisini ada misafirinden istedim. sunlari yaz dedi: "sessizligin cok iyi geliyor ada. huzur veriyorsun. beni bana donduruyorsun."
18 Nisan 2013 Perşembe
202 - Ya sabir
_bu saatte pasta yaptigina gore ya yarin misafirimiz var, ya da canin sikkin.
_c - ikisi de!
_aa! anlat hadi, ne oldu?
_peki anlatiyorum....................................................................................................................
_hmmm.. haklisin ama kizmakta!
_deme, haklisin deme ada! korukleme! mevlana'yla mi konussam acaba biraz? hem sakinlestirir hem de affetmeyi saglayabilir.
_uzgunum, uyudu o.
_hmm. o zaman tencere dibi muhallebisini yiyelim. bu da ise yarayabilir.
_c - ikisi de!
_aa! anlat hadi, ne oldu?
_peki anlatiyorum....................................................................................................................
_hmmm.. haklisin ama kizmakta!
_deme, haklisin deme ada! korukleme! mevlana'yla mi konussam acaba biraz? hem sakinlestirir hem de affetmeyi saglayabilir.
_uzgunum, uyudu o.
_hmm. o zaman tencere dibi muhallebisini yiyelim. bu da ise yarayabilir.
17 Nisan 2013 Çarşamba
16 Nisan 2013 Salı
15 Nisan 2013 Pazartesi
199 - İş güç
amaç - kazanım - hedef - içerik - giriş - kapanış - akış - malzeme - eğitmen - katılımcı - süre - etkinlik - geribildirim - ısınma - amaç - kazanım - hedef - içerik - giriş - kapanış - akış - malzeme - eğitmen - katılımcı - süre - etkinlik - geribildirim - ısınma - amaç - kazanım - hedef - içerik - giriş - kapanış - akış - malzeme - eğitmen - katılımcı - süre - etkinlik - geribildirim - ısınma....................................
adada yüzdoksandokuzuncu günde sadece bunlar var.. bir de bilgisayar başında oturmaya isyan eden bir sırt!
adada yüzdoksandokuzuncu günde sadece bunlar var.. bir de bilgisayar başında oturmaya isyan eden bir sırt!
14 Nisan 2013 Pazar
198 - Adada bir pazar
adada bir pazar nasil mi gecer? iste soyle:
guzel olmasini umdugumuz hava oyunbozanlik yapti.. ama bizim havamizi bozamadi.. soguga aldirmadik, bahar geldiyse adada evde oturulmaz, dedik; kahvaltimizi bahcede yaptik.. usuduk, isinmak lazim, yurursek isiniriz, dedik; harika bir yuruyus yaptik.. lavantalar, bal toplayan arilar, gelincikler ve muhtesem bir manzaranin esliginde yuruduk yuruduk; adanin en yuksek noktasina ciktik.. yuru yuru yorulduk, bir soluklanalim, dedik; eski kilisede mola verdik.. mum diktik, kilisenin esegiyle tanistik (saka yaptigimi saniyorsunuz, yaniliyorsunuz - telefonumun sarji yolun bir noktasinda bittigi icin fotografini cekemedim maalesef, bir sonrakinde soz!), kilise bekcisinin lavanta ve adacayini bile ictik.. yine harika yollardan, yine gorduklerimize doyamayarak geri donduk.. iki saat yurudugumuze gore yemegi hakettik, dedik, mangalimizi yaktik.. ve bir ada pazarini daha bitirdik.. ne diyeyim, darisi basiniza!
guzel olmasini umdugumuz hava oyunbozanlik yapti.. ama bizim havamizi bozamadi.. soguga aldirmadik, bahar geldiyse adada evde oturulmaz, dedik; kahvaltimizi bahcede yaptik.. usuduk, isinmak lazim, yurursek isiniriz, dedik; harika bir yuruyus yaptik.. lavantalar, bal toplayan arilar, gelincikler ve muhtesem bir manzaranin esliginde yuruduk yuruduk; adanin en yuksek noktasina ciktik.. yuru yuru yorulduk, bir soluklanalim, dedik; eski kilisede mola verdik.. mum diktik, kilisenin esegiyle tanistik (saka yaptigimi saniyorsunuz, yaniliyorsunuz - telefonumun sarji yolun bir noktasinda bittigi icin fotografini cekemedim maalesef, bir sonrakinde soz!), kilise bekcisinin lavanta ve adacayini bile ictik.. yine harika yollardan, yine gorduklerimize doyamayarak geri donduk.. iki saat yurudugumuze gore yemegi hakettik, dedik, mangalimizi yaktik.. ve bir ada pazarini daha bitirdik.. ne diyeyim, darisi basiniza!
13 Nisan 2013 Cumartesi
197. gün - Market-ler günü
bu haftasonu misafir haftasonu. bugün bir postası geldi, az önce gitti; yarın da bir başka posta.. tabi misafir için hazırlık gerek. hazırlayacağım şeyler için gerekli her şeye benim küçük adamın küçük marketlerinde erişemediğim için de büyük market gerek.. hikaye burada başlıyor işte. büyükada büyük bir ada malum. ve maalesef baya baya adalıktan çıkmakta olduğu aşikar. orada, migros dahi olduğunu duymuştum vakti zamanında. dün düşündüm ve aylardır çözemediğimiz alışveriş sorunumuza alternatif bir öneri olarak büyükada'da da bir deneme yapmaya karar verdim. önce, gerçekten migros olup olmadığından emin olmak lazımdı. (işbu post kasıtlı bir reklam içermemektedir!) internetten baktım, evet var görünüyor. mağaza telefonunu aradım, açan yok. kapandı mı acaba? migros'un çağrı merkezini aradım, evet var dediler. (işbu post kasıtlı bir şikayet de içermemektedir.) var diyorlarsa, vardır dedim, ve sabah erkenden büyükada'nın yolunu tuttum. sürpriz!! migros çoktandır kapalıymış. kalakaldım tabi önce. şehre mi gitsem diye düşündüm, ama zaman yoktu, bir an önce eve dönüp hazırlık yapmam gerekiyordu. büyük adanın diğer büyük marketlerinin adresini sordum esnafa, tarif ettiler. neyse ki üçü de aynı sokak üstünde ve birbirlerine çok yakınlardı. sonuç olarak; migros denemesi başarısız olsa da, ihtiyaçlarımı toparlayabilmek adına adanın diğer üç büyük marketini denemiş oldum. adaya dönmek için vapuru beklerken, halimi fark edip, güldüm kendi kendime: kolumda migros'un alışveriş çantaları (hem çok fazla plastik poşet kullanmamak hem de taşıma kolaylığı için alışveriş günleri yanıma alıyorum mutlaka) ve onların içinde üç ayrı marketin (namlı-bim-carrefour) ürünleri.. anlayacağınız, alışveriş sorunumuz baki!
hamiş: büyükada'nın durumu hakikaten içler acısı. ayrıca anlatacağım fırsat olunca..
hamiş: büyükada'nın durumu hakikaten içler acısı. ayrıca anlatacağım fırsat olunca..
12 Nisan 2013 Cuma
11 Nisan 2013 Perşembe
195 - Duyduk duymadik demeyin
_sen hangi takimi tutuyorsun ada?
_takim tutmuyorum.
_olmaz ama, tut.
_hangisini tutmami istersin?
_tabi ki fenerbahceyi.
_bak sen!
_ama bak, cin bile fenerli oldu.
_soz hakki tanidin mi ki zavalliya?
_sapkayi mevlana'ya takmadigima sukret sen! ee, nedir kararin?
_seni mi kiracagim be? tamam, fenerbahceliyim ben de!
_oley!
_takim tutmuyorum.
_olmaz ama, tut.
_hangisini tutmami istersin?
_tabi ki fenerbahceyi.
_bak sen!
_ama bak, cin bile fenerli oldu.
_soz hakki tanidin mi ki zavalliya?
_sapkayi mevlana'ya takmadigima sukret sen! ee, nedir kararin?
_seni mi kiracagim be? tamam, fenerbahceliyim ben de!
_oley!
10 Nisan 2013 Çarşamba
194 - İste boyle bir gece
bazi geceler tutsu yanar adada. usul usul yanar.. izlerim.. dusunurum.. bilirim bitecegini bilmesine, ama bitecegine odaklanmam.. henuz bitmemistir ve mis gibi kokmaktadir.. dusunurum.. yolun sonuna odaklanip, yurudugumuz yolun hazzindan mahrum birakmayi kendimizi.. ileriye degil yere bakmak lazim bazen, ve saga, ve sola.. gelecege degil; ana..
9 Nisan 2013 Salı
193 - Savaş teorisi
gördüm, yine gördüm!
adaya taşındığım ilk günlerde karşılaşmıştık evde. önceden de haz etmezdim kendisinden zaten. hele bir de evin içinde olması.. hayır, kabul edilemezdi! savaşın başladığı gün işte o gündü. açık kapı fobimin başlaması da aynı günlere denk gelir. evden bir anlık bile çıkacak olsam, hemen kapıyı kapatıyorum. eve misafir mi geldi, kapıya yanaştıkları anda diplerinde bitiveriyorum "aman kapatalım, sonra davetsiz misafirler geliyor.".
savaşın, kapalı kapı fantezimle biteceğini sanmıştım. ne büyük yanılgı! tüm kapalı kapılara rağmen, bir gün yine karşıma çıktı. sırıtıyordu, diyeceğim, inanmayacaksınız. neyse, sırıtması ya da sırıtmaması önemli değil, oradaydı işte! olmaması gereken yerde! ve olmamalıydı! nasıl olabilirdi? düşündüm.. tabi ya! cevap y'de. y, ev işlerine yardım etmek için geliyor eve (ve çoğunlukla benim evde olmadığım günlerde). bahçeye çıkarken filan kesin açık bırakıyor olmalıydı kapıyı. hemen telefona sarıldım. "aman y'cim, canım y'cim, temizlik yaparken kapıları kapalı tut olur mu?".. "tamam" dedi "sen merak etme".. bir süre iyi gitti durum. karşılaşmadık. ta ki bu akşama kadar!. yoo yoo.. kapıların kapalı tutulduğundan emindim. öyleyse nasıl?.. düşündüm düşündüm düşündüm.. ve sonunda düşmanın taktiğini çözdüm. biliyorum ki y, temizlik yaparken kilimleri örtüleri bahçeye çıkarıyor, çırpıyor ve temizlik bitene kadar bahçede bırakıyor. bizim düşman bu arada pusuya yatmış bekliyor oluyor tabi. örtülerin yalnız bir anını yakalayınca hemen giriyor koyunlarına. ve y'nin temizliği bitince de, örtülerle birlikte, y'nin elleriyle eve.. bir sülüğün savaş teorisi daha ne kadar komplike olabilir ki!
ayrıca anlamıyorum, ne zoru var benim evimle. güzel güzel yaşasın bahçede. ama yok, onun gözü illa ki evde! ey sülük efendiler, yenilmeyeceğim size, bilesiniz!
hamiş: adada özellikle yağmurlu havalarda kendilerinden bolca var. sokaklarda, bahçelerde, her yerde! ama siz yine de gelin.
adaya taşındığım ilk günlerde karşılaşmıştık evde. önceden de haz etmezdim kendisinden zaten. hele bir de evin içinde olması.. hayır, kabul edilemezdi! savaşın başladığı gün işte o gündü. açık kapı fobimin başlaması da aynı günlere denk gelir. evden bir anlık bile çıkacak olsam, hemen kapıyı kapatıyorum. eve misafir mi geldi, kapıya yanaştıkları anda diplerinde bitiveriyorum "aman kapatalım, sonra davetsiz misafirler geliyor.".
savaşın, kapalı kapı fantezimle biteceğini sanmıştım. ne büyük yanılgı! tüm kapalı kapılara rağmen, bir gün yine karşıma çıktı. sırıtıyordu, diyeceğim, inanmayacaksınız. neyse, sırıtması ya da sırıtmaması önemli değil, oradaydı işte! olmaması gereken yerde! ve olmamalıydı! nasıl olabilirdi? düşündüm.. tabi ya! cevap y'de. y, ev işlerine yardım etmek için geliyor eve (ve çoğunlukla benim evde olmadığım günlerde). bahçeye çıkarken filan kesin açık bırakıyor olmalıydı kapıyı. hemen telefona sarıldım. "aman y'cim, canım y'cim, temizlik yaparken kapıları kapalı tut olur mu?".. "tamam" dedi "sen merak etme".. bir süre iyi gitti durum. karşılaşmadık. ta ki bu akşama kadar!. yoo yoo.. kapıların kapalı tutulduğundan emindim. öyleyse nasıl?.. düşündüm düşündüm düşündüm.. ve sonunda düşmanın taktiğini çözdüm. biliyorum ki y, temizlik yaparken kilimleri örtüleri bahçeye çıkarıyor, çırpıyor ve temizlik bitene kadar bahçede bırakıyor. bizim düşman bu arada pusuya yatmış bekliyor oluyor tabi. örtülerin yalnız bir anını yakalayınca hemen giriyor koyunlarına. ve y'nin temizliği bitince de, örtülerle birlikte, y'nin elleriyle eve.. bir sülüğün savaş teorisi daha ne kadar komplike olabilir ki!
ayrıca anlamıyorum, ne zoru var benim evimle. güzel güzel yaşasın bahçede. ama yok, onun gözü illa ki evde! ey sülük efendiler, yenilmeyeceğim size, bilesiniz!
hamiş: adada özellikle yağmurlu havalarda kendilerinden bolca var. sokaklarda, bahçelerde, her yerde! ama siz yine de gelin.
8 Nisan 2013 Pazartesi
192 - Ada: benim arkadaslarimin yeni arkadasi
gunduz arkadasimla telefonda konusuyorduk, aksam donmeyecegimi, sehirde kalacagimi soyledim. cevap verdi:
_aa ada yalniz kalacak ama!
bayildim tabi cevaba.
_blogu takip ettigin belli, ne guzel!
_etmez miyim! aklima geliyor, ne yapiyor acaba bunlar, diyor, bloga bakiyorum.
"bunlar" dedi ya hu! (mest!)
"bunlar" dedi ya ada, duydun mu? sen de hayatlarindasin artik, fark ettin mi? efendim, ne dedin?... haa evet, tabi ki davet ettim! gelecek, tanisacaksin, merak etme.
_aa ada yalniz kalacak ama!
bayildim tabi cevaba.
_blogu takip ettigin belli, ne guzel!
_etmez miyim! aklima geliyor, ne yapiyor acaba bunlar, diyor, bloga bakiyorum.
"bunlar" dedi ya hu! (mest!)
"bunlar" dedi ya ada, duydun mu? sen de hayatlarindasin artik, fark ettin mi? efendim, ne dedin?... haa evet, tabi ki davet ettim! gelecek, tanisacaksin, merak etme.
7 Nisan 2013 Pazar
191. gün - Çalsın sazlar oynasın kızlar günü
müjdemizi isteriz! adayla bir süredir aklımızı karıştıran, huzurumuzu kaçıran ev sorunumuz bugün çözüldü. ev bulundu! daha doğrusu hep vardı. eveett büyük habere hazır olun: taşınmıyorum! şu anki evimde kalmaya devam edeceğim! bu özel ve bana göre adanın en güzel evinde huzurlu günlere devam..
_harika haber, değil mi ada?!
_daha iyisi olamazdı bb.
_senin parmağın var bu işte, biliyorum.
_bunca sevdiğin için beni..
_harika haber, değil mi ada?!
_daha iyisi olamazdı bb.
_senin parmağın var bu işte, biliyorum.
_bunca sevdiğin için beni..
6 Nisan 2013 Cumartesi
190 - Aydinlat ey Rumi!
kendinin karanlikta ya da gorunur olmasi muhim degildir onun icin; isi gucu cevresini aydinlatmaktir cunku..
onbes gun once, is icin gunubirlik gitmistim konya'ya. onu ziyaret etmek planda yoktu; ama o bizi cagirdi, iki is arasinda zaman artti, gittik huzurunun dolastigi yerlere.. kisa bir ziyaretti (neyse ki ilk gidisim degildi), yine de ferahlatti.. donerken huzurunu da beraberimde getirmek istedim.. ve mevlana'yi adaya getirdim.. soylesenize, ondan ve isigindan daha cok ne yakisabilir adaya? ve adadan daha fazla neresi yakisabilir ona ve huzuruna?
evet, o gun bugundur mevlana da bizimle yasiyor.. sorumlulugumuzun farkindayiz tabi.. ada ve ben, o aramiza katilali beri daha cok sevgi, daha cok hosgoru ve elbette daha fazla tevazu icin cabaliyoruz.. (etkisini gostermeye baslamis bile olabilir. ornegin; gecenlerde galatasaray'in real madrid'i yenmesini istedigimi hissettim bir an. kendime yabancilastigim andi. taniyanlar icin yeterince aciklayici olmustur eminim. tanimayanlar icin dipnot: fenerbahceliyim, evet! hurmetler..)
onbes gun once, is icin gunubirlik gitmistim konya'ya. onu ziyaret etmek planda yoktu; ama o bizi cagirdi, iki is arasinda zaman artti, gittik huzurunun dolastigi yerlere.. kisa bir ziyaretti (neyse ki ilk gidisim degildi), yine de ferahlatti.. donerken huzurunu da beraberimde getirmek istedim.. ve mevlana'yi adaya getirdim.. soylesenize, ondan ve isigindan daha cok ne yakisabilir adaya? ve adadan daha fazla neresi yakisabilir ona ve huzuruna?
evet, o gun bugundur mevlana da bizimle yasiyor.. sorumlulugumuzun farkindayiz tabi.. ada ve ben, o aramiza katilali beri daha cok sevgi, daha cok hosgoru ve elbette daha fazla tevazu icin cabaliyoruz.. (etkisini gostermeye baslamis bile olabilir. ornegin; gecenlerde galatasaray'in real madrid'i yenmesini istedigimi hissettim bir an. kendime yabancilastigim andi. taniyanlar icin yeterince aciklayici olmustur eminim. tanimayanlar icin dipnot: fenerbahceliyim, evet! hurmetler..)
5 Nisan 2013 Cuma
4 Nisan 2013 Perşembe
188 - Veda etmek istememek
evet, uzun zamandir sait faik kitabina atif yok blogda. cunku uzun zamandir sait faik kitabi yok adada. kitaplarinin cogunu okuduktan sonra ve geriye okunacak cok az kitabi kaldigini fark ettigim gun kitapcida dank etti: kalanlari da alir ve okursan, sonra okuyacak sait faik kitabi kalmayacak! elimi kitaptan cektim ve hizla uzaklastim. ozlemeye karar vermistim, sabretmeye, hemen tuketmemeye.. sanirim iki ay olacak onu okumayali. ama itiraf etmeliyim ki artik ozlemin dorugundayim.. ozledim.. sait faik'i, dilini, insanlarini, gercekligini.. ve sanirim kucuk bir kacamak yapabilirim artik.. haftalar suren rejimden sonra kendine bir dilim pasta izni vermek gibi.. en azindan bir kitap.. evet evet, ilk sehir ziyaretinde bir arkadasiniz daha araniza katilacak canlar..
3 Nisan 2013 Çarşamba
2 Nisan 2013 Salı
186 - Yok
adali yuzseksenaltinci gunde yoklamada yine "yok" yazildim..
yuzseksenyedide gorusmek uzere ada..
1 Nisan 2013 Pazartesi
185 - Büyümeye hayır
sevgili ada,
her güzel şeyin bir sonu varmış. ya da her güzelden daha güzeli, her iyiden daha iyisi varmış. insanoğlu doymak nedir bilmezmiş; hep daha, daha fazlasını istermiş. naparsın ki ben de bir insanım. o gün geldi ve senden daha güzel bir yer buldum. yani seni terk ediyorum. bir an önce haber vermek istedim. ilk fırsatta gelip eşyalarımı toplayacağım.
sevgiler,
bb
not: ankara'nın sana selamı var!
____________________________________________________________
bb,
anlayabilmek için, mektubunu bir kaç kez okumak zorunda kaldım. önce gözlüksüz; sonra "yok, yanlış okuyor olmalıyım" diyerek gözlüklü okudum. yetmedi, bir defa da ay'a okuttum. ama inan, hala anlayamadım! yazık, çok yazık! başka diyeceğim yok sana..
haa bir de unutmadan; eşyalarını toplamak için zahmet etme sen; hepsini birazdan deniz kardeşe akşam yemeği yapacağım.
hiçbirşeyler,
ada
not: ankara'da ada vardı da ben mi bilmiyordum?
____________________________________________________________
canım adam,
tatlı huysuzum benim.. dur, hemen celallenme! önce takvime bak istersen. bugün günlerden neymiş acaba? aaa 1 nisanmış! ve senin bu yeni adalın, yaşı kaç olursa olsun 1 nisan şakaları yapmaktan vazgeçemiyormuş. haydi şimdi neşelen biraz. ayrıca şükret ki kısa sürdü. daha uzatırdım ama eşyalar elden gidecek, neme lazım!
bb
not: valla adacım, ankara'da öyle bir başkan var ki, şehrin ortasına bir adacık kondurabilir hemen.. (mazallah!)
______________________________________________________________
sevgili bb,
düşündüm taşındım, sana yeni bir isim buldum. daha doğrusu isim aynı da, açılımı farklı. bundan böyle bb'nin benim için anlamı "başımın belası". şakaymış!! bir güldüm bir güldüm, anlatamam. ada halkı deprem oldu sandı, dersem anlarsın sanırım. deprem demişken aklıma geldi. bu akşam fırtına vardı burada. ama öyle bildiklerinden değil. en en en kötüsü! üzgünüm ama sana kötü bir haberim var bb.. senin ev yıkıldı! çatı, duvar, kapı, baca ne varsa yerle bir oldu! ne yapalım, gelince daha güzelini bulursun artık.
ada
not: 1. şaka yaptım!
2. ne zaman dönüyorsun? yine çok kalma oralarda, e mi?
her güzel şeyin bir sonu varmış. ya da her güzelden daha güzeli, her iyiden daha iyisi varmış. insanoğlu doymak nedir bilmezmiş; hep daha, daha fazlasını istermiş. naparsın ki ben de bir insanım. o gün geldi ve senden daha güzel bir yer buldum. yani seni terk ediyorum. bir an önce haber vermek istedim. ilk fırsatta gelip eşyalarımı toplayacağım.
sevgiler,
bb
not: ankara'nın sana selamı var!
____________________________________________________________
bb,
anlayabilmek için, mektubunu bir kaç kez okumak zorunda kaldım. önce gözlüksüz; sonra "yok, yanlış okuyor olmalıyım" diyerek gözlüklü okudum. yetmedi, bir defa da ay'a okuttum. ama inan, hala anlayamadım! yazık, çok yazık! başka diyeceğim yok sana..
haa bir de unutmadan; eşyalarını toplamak için zahmet etme sen; hepsini birazdan deniz kardeşe akşam yemeği yapacağım.
hiçbirşeyler,
ada
not: ankara'da ada vardı da ben mi bilmiyordum?
____________________________________________________________
canım adam,
tatlı huysuzum benim.. dur, hemen celallenme! önce takvime bak istersen. bugün günlerden neymiş acaba? aaa 1 nisanmış! ve senin bu yeni adalın, yaşı kaç olursa olsun 1 nisan şakaları yapmaktan vazgeçemiyormuş. haydi şimdi neşelen biraz. ayrıca şükret ki kısa sürdü. daha uzatırdım ama eşyalar elden gidecek, neme lazım!
bb
not: valla adacım, ankara'da öyle bir başkan var ki, şehrin ortasına bir adacık kondurabilir hemen.. (mazallah!)
______________________________________________________________
sevgili bb,
düşündüm taşındım, sana yeni bir isim buldum. daha doğrusu isim aynı da, açılımı farklı. bundan böyle bb'nin benim için anlamı "başımın belası". şakaymış!! bir güldüm bir güldüm, anlatamam. ada halkı deprem oldu sandı, dersem anlarsın sanırım. deprem demişken aklıma geldi. bu akşam fırtına vardı burada. ama öyle bildiklerinden değil. en en en kötüsü! üzgünüm ama sana kötü bir haberim var bb.. senin ev yıkıldı! çatı, duvar, kapı, baca ne varsa yerle bir oldu! ne yapalım, gelince daha güzelini bulursun artık.
ada
not: 1. şaka yaptım!
2. ne zaman dönüyorsun? yine çok kalma oralarda, e mi?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)























