gördüm, yine gördüm!
adaya taşındığım ilk günlerde karşılaşmıştık evde. önceden de haz etmezdim kendisinden zaten. hele bir de evin içinde olması.. hayır, kabul edilemezdi! savaşın başladığı gün işte o gündü. açık kapı fobimin başlaması da aynı günlere denk gelir. evden bir anlık bile çıkacak olsam, hemen kapıyı kapatıyorum. eve misafir mi geldi, kapıya yanaştıkları anda diplerinde bitiveriyorum "aman kapatalım, sonra davetsiz misafirler geliyor.".
savaşın, kapalı kapı fantezimle biteceğini sanmıştım. ne büyük yanılgı! tüm kapalı kapılara rağmen, bir gün yine karşıma çıktı. sırıtıyordu, diyeceğim, inanmayacaksınız. neyse, sırıtması ya da sırıtmaması önemli değil, oradaydı işte! olmaması gereken yerde! ve olmamalıydı! nasıl olabilirdi? düşündüm.. tabi ya! cevap y'de. y, ev işlerine yardım etmek için geliyor eve (ve çoğunlukla benim evde olmadığım günlerde). bahçeye çıkarken filan kesin açık bırakıyor olmalıydı kapıyı. hemen telefona sarıldım. "aman y'cim, canım y'cim, temizlik yaparken kapıları kapalı tut olur mu?".. "tamam" dedi "sen merak etme".. bir süre iyi gitti durum. karşılaşmadık. ta ki bu akşama kadar!. yoo yoo.. kapıların kapalı tutulduğundan emindim. öyleyse nasıl?.. düşündüm düşündüm düşündüm.. ve sonunda düşmanın taktiğini çözdüm. biliyorum ki y, temizlik yaparken kilimleri örtüleri bahçeye çıkarıyor, çırpıyor ve temizlik bitene kadar bahçede bırakıyor. bizim düşman bu arada pusuya yatmış bekliyor oluyor tabi. örtülerin yalnız bir anını yakalayınca hemen giriyor koyunlarına. ve y'nin temizliği bitince de, örtülerle birlikte, y'nin elleriyle eve.. bir sülüğün savaş teorisi daha ne kadar komplike olabilir ki!
ayrıca anlamıyorum, ne zoru var benim evimle. güzel güzel yaşasın bahçede. ama yok, onun gözü illa ki evde! ey sülük efendiler, yenilmeyeceğim size, bilesiniz!
hamiş: adada özellikle yağmurlu havalarda kendilerinden bolca var. sokaklarda, bahçelerde, her yerde! ama siz yine de gelin.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder