29 Kasım 2013 Cuma

427. gun - 14. aydönümü

bazi gunler doner dolanir, camin onune gelir denize bakar, seslenirim: "sehre gitmemi engellemeye mi calisiyorsun yoksa? aman, yapma." cevap vermez.. yapip yapmayacagini kestiremem.. sehir hatlarinin internet sitesine bakarim; sefer iptali gorunmese de iskeleye inene kadar emin olamayacagimi bilirim.. bugun de boyle bir gun iste.. ruzgar denize misafirlige gelmis, korkutucu bir ikiliye donusmusler yine.. "onume cikmayin, gidecegim."


hamis: ondorduncu ayimiz kutlu olsun ada! ayin yarisi disarida gecmis olsa da guzeldi. onbesinci ayin ne kadari birlikte gececek; allah kerim..

28 Kasım 2013 Perşembe

426 - Her sefer ozlemek, her sefer sevinmek

adayi sevmek, egitim ve seyahat yorgunluguna ragmen sabah erkenden uyanip kosa kosa adaya dönmektir..

kadikoy..

vapur..

ada..

ev..

24 Kasım 2013 Pazar

422 - Ogrenmek guzeldir

_bana bir sey ogret.
_ne ogrenmek istiyorsun?
_herhangi bir sey.
_ne mesela?
_bugune kadar ogrendiklerinin en degerlisi mesela?
_ogrenecek cok sey var!


"hic aklindan cikarma genc adam; ogretmenler kapiyi acar, iceriye kendin girersin."

sadece ogretmenlerin degil; acinin, deneyimin, ailenin, dostlarin, filmlerin, kitaplarin, siirlerin, sokaktaki dilencinin, vapurda sohbet ettigimiz ninenin, hayalini coskuyla anlatan cocugun, tabiatin, acan ve solan cicegin, kendinden buyuk ekmek parcasini tasiyan karincanin....... tum ogretenlerin gunu olsun.. sukranlar olsun.

hamis: bana cok sey ogreten adanin da ogretenler gunu kutlu olsun!

konuya yabanci hamis: bu ogleden sonra sahilde otmekte olan martiya "ne var lan" diyen adama "ne var lan" diyemedim, icime oturdu..

23 Kasım 2013 Cumartesi

421 - Kolay -kucuk- hayatlar


_yagacak birazdan. haydi kacalim.
_hayir kalalim.
_islaniriz.
_büyürüz.

22 Kasım 2013 Cuma

420 - Sait Faik mektubu

bir okuyucuya yazılan bir mektup.. bin derinlik..
ne denebilir ki üstüne.. 
ha şunu diyebilirim: yaşayaydın da, sana mektup yazaydım da, sen okuyaydın da, bana cevap yazaydın..


21 Kasım 2013 Perşembe

419 - Merhaba

on gün sonra ortaya cikinca kizmadi ada bana. cunku bir surprizle dönmüstum ona. size de! bakin bakalim fotografta bir sey dikkatinizi cekecek mi..

bildiniz; degneksizim. simdilik sadece ic mekanlarda. disarida bir sure daha devam. buna da sukur!

11 Kasım 2013 Pazartesi

409 - Nam-i diger Bahri Abi

ve huzurlarinizda meshur Hamdi Abi.
iskelenin önüne kadar soktu faytonu.
_buraya girebiliyor muydu fayton?
_istersem istanbul'a bile girer.

10 Kasım 2013 Pazar

408 - Uc harfliler



_bb?
_efendim ada?
_bana bir kitap yaz. adi da sey olsun....
_ney olsun?
_üç harfli kelime: ada
_epey yaratici, bravo!

9 Kasım 2013 Cumartesi

407 - İzinsizler


_ilmek ilmek ördüm hayatimi. her sey kontrolum altinda. hic bir sey, hic kimse planlarimi bozamaz. buna izin vermem. ben ben..
_sozunu kesiyorum ama ağında delik mi var senin?
_ne? nerede? olamaz, ağımı delmisler!
_aa, iznini istemediler mi yoksa?

7 Kasım 2013 Perşembe

405 - Esti mi ruzgar bir kere..

_ölüyoruz farkinda misin?
_nasil da hizli oldu her sey.
_daha dun gibi yemyesil gunlerimiz.
_sararmaya baslayinca anlamistim.
_ve kurudukca. 
_adim adim sona yaklasiyorduk.
_direnmek ne mumkun.
_sonunda ölüm üfledi nefesini uzerimize.
_gordugum en sert ruzgardi.
_inan, sımsıkı tutundum dala. 
_ama ferman kesilmisti bir kere.
_düstüm.
_ölüyorum.


------------------------------------------------------------------------------------------
ben adadan ayrilmak uzereyken, bir kadin hic ayrilmamacasina yerlesiyordu adaya.. ogle namazini takiben.. mezarligin gordugu guzel manzarayi gormuyordu bir diger kadin. aci aci haykiriyordu: anneeeeee, anneeciimm
gidenin ardindan, bir daha paylasamayacaklarimiz icin mi uzuluruz, yeterince paylasmadiklarimiz icin mi?
ve kendimiz ölürken yasayamayacaklarimiz mi koyar; yasayamadiklarimiz mi.. 

haydi yasamaya.. ama once sevdikler aransin, sesleri duyulsun.. zaten yaninizdaysa ne ala; opun koklayin, cekinmeyin.

6 Kasım 2013 Çarşamba

404 - Bilinmeyen



_açıyorum kapıyı, hadi gir içeri..
_yapamayacağım galiba. korkuyorum.
_neyden korkuyorsun?
_karşılaşacaklarımdan.
_karşılaşacağın sensin. senin gerçeklerin. gizlerin.
_kendimden bile gizlediklerim.
_yorucu olmalı.
_ya sevmezsem gördüklerimi?
_sevmek zorunda değilsin. ama kabul etmelisin.
_ya kabul edemeyeceğim kadar farklıysa? ya başka bir ben varsa orada?
_ya aslında başka bir hayat yaşıyorsan? olmadığın birinin hayatını..
_korkuyorum.
_kendine tutun.

5 Kasım 2013 Salı

403 - Güzel bir gün yaşamak için..

evde çalışıyordum ki, bahçeden sesler gelmeye başladı. hayırdır inşallah diyerek kapıyı açtım baktım ki yaşlıca bir teyze..
_kozalak topluyordum kızım. evde biri olduğunu bilemedim, kusura bakma.
_önemli değil. soba için mi?
_tutuşturmak için. 
_istediğin kadar topla. 
_yalnız mı kalıyorsun burada?
_evet.
_korkmuyor musun?
_korkmalı mıyım?
_korkmadığın belli. nerelisin bakayım sen? (neden merak ederler?)
_aslen rizeliyim. ama ankara'da doğdum büyüdüm. 
_olsun.. (??) kendine bak. (kendine iyi bak değil!)
_tamam..

ve gitti.. bahçeye çıkınca havayı fark etmiş oldum tabi.. ada seslendi: "güzel havalar baki değil, heba etme!"
dinledim sözünü.. çıktım dışarı..

adanın içinden yürüdüm.. 

sonbaharın sevdiğim kırmızılarıyla..

adanın kedileriyle.. izlendiğini fark edince oyundan oyuna atlayan, "sev beni, sev beni" diyen..

rabia teyze'yi gördüm, yine aylar sonra.. daha önce bahsetmiştim kendisinden, hatırlarsınız.. o gün de dua etmişti, bugün de etti.. "vücudunun zekatını vermek lazım, vermemişsin sen. gel okuyayım biraz.".. okudu, üfledi.. fotoğrafını çekeyim mi, dedim, çalışırken çek, dedi. çektim; onu ve bobi'yi.. 

deniz bugün bir acayipti.. deniz canlıydı, içindeki canlılarla birlikte..

e ben de canlıydım.. canlı aralara ihtiyacı olan..


ayağımın dibinde bir diğer canlı, keyfimin eşlikçisi..


ve carlos her zamanki yerinde, her zamanki asil güzelliğiyle.. "carlos, bana bak da güzel bir fotoğrafını çekeyim." bakmaz..



























dönüşte sahilden yürüdüm.. tek başına bir adam oturuyordu bir bankta.. gözleri uzaklarda.. düşünceliydi.. düşünceme takıldı.. pardon, şehirden mi geldiniz? efendim? haa, demek gelmediniz, kaçtınız.. o kadar çok mu bunaldınız? anlatın lütfen, ne bunalttı sizi? üstünüze üstünüze mi geliyor her şey? anlamıyorlar mı size? yoksa siz mi anlatamıyorsunuz kendinizi? gerek yok mu diyorsunuz? yoruldunuz mu artık? peki ne düşlüyorsunuz öyle orada oturmuş? sevdiğiniz kadını demek.. hmm.. yanınızı ona ayırmışsınız siz, anladım.. burada olsaydı şimdi, değil mi? otursaydı yanınıza.. size bakmasa da olurdu.. birlikte uzaklara baksaydınız.. hiç konuşmasaydınız.. ama orada olsaydı işte, burada, konuşmasa bile.. hem belki elinizi tutardı arada.. ısınırdınız.. neyse yalnızlığınızı böldüm ben, affedin.. hoşçakalın, banktaki yalnız adam..

4 Kasım 2013 Pazartesi

402 - Günlük kıvamında

günlük formatında blog yazısı yazmayı özledim galiba.. haydi öyleyse:

alarmı duyduğumu hatırlıyorum, yeniden uyuduğumu değil.. geç kaldım haliyle.. hazırlanma rekorumu kırma denemesi yaptım. fayton durağı cevap vermedi, hamdi abi'yi aramak için erkendi, mecburen yürümeye koyuldum.. süleyman abi'yi gördüm (hatırlarsınız, sokakları süpüren hani..).. süleyman abi beni gördü aylar sonra.. "ne oldu sana" dedi, hızlı bir özet geçtim.. inanmayacak olsanız da yazacağım: gözlerinin dolduğunu gördüm.. ah insan olmak ah!.. yürüdüm, boğazımda bir yumru.. güzellik yetişti imdadıma!.. sahile iniş yolunda çıktı karşıma: güneş denize inmişti adeta..


teşekkürler allahım!.. içime soludum.. indim.. salman abi'yle selamlaştık.. iskeleye vardım.. dokuz yirmibeş bostancı motoruna bindim. tanıdıkla karşılaştım, sohbet muhabbet bir baktım şehre gelmişiz.. salt ada olmamalı adanın insanlarını sevmemin nedeni.. yeniden karşılaşmak üzere ayrıldık.. bir otelde bir toplantıya girdim.. yeni dönem eğitim planlamaları.. toplantıdan çıktım.. kadıköy'e gittim.. vapur yeni kalkmıştı.. kahvaltı ettim.. onüç kırkbeş vapuruna bindim, ada vapuru olmayan bir vapura binmenin o garip hissiyle.. beşiktaş'ta indim.. harbiye'ye gittim.. toplantıya girdim.. eski arkadaşlardan oluşan yeni bir ekip, yeni kurduğumuz ruh sağlığı derneğimiz ve yepyeni projemiz.. heyecan duymak ne güzel! çok güzel, heyecanlandıracak yenilerin girmesi hayatımıza! yeniden yeni bir teşekkür o zaman.. konuştuk, güldük, planladık, umutlandık.. toplantıdan çıktım.. kabataş'a gittim.. vapura neredeyse bir saat vardı.. ve adada yaşamak saatleri beklemeyi öğrenmekti.. akşam yemeğimi yedim.. onsekiz kırk vapuruna bindim.. yukarı çıktım.. bir iki mail cevapladım, bir arkadaşla telefonda konuştum, biraz okudum, biraz da kime kızdığını çözemediğim ama sürekli birine bağıran, küfreden kadının ne yaptığını anlamaya çalıştım - anlamadım.. her şeyi anlaması gerekmediğini anlamalı insan.. adaya geldim.. hamdi abi aldı beni.. sohbet ettik yolda, birbirimize sesimizi duyurmak için bağıra çağıra.. altıda kalkmış sabah, atlarına bakmış, adayı turlamış iki kez, çok yürürmüş o, severmiş yürümeyi. paça işkembe yemeliymişim, mehmet abi yemiş yemiş, topuğu iki ayda iyileşmiş. hava da pek güzelmiş canım bugün, hem hava güzel olunca her şey güzelmiş.. hayır, insan güzel olunca güzel her şey.. eve geldim.. bilgisayarı açtım.. biraz çalıştım.. eski bir maildeki bir bilgiyi ararken aramadığım bir mail okudum.. tuhaf hissettim.. bazı hisler beyinde hatırlanmaz; hissedilir.. daha fazla çalışamayacağımı anladım.. bloğa girdim.. ve yazmaya başladım.. ve bitiriyorum..

3 Kasım 2013 Pazar

401 - Yasama(ma)k

"hicbir zaman yasamadiklari icin yeterince yasamamislardi." - camus
yasanmayan kac yasam?

2 Kasım 2013 Cumartesi

400. gün - Dört yüz gün mü?!

bir kac gundur adada olmadigim ve bloga yazmadigim icin fark etmemisim dort yuzuncu gune geldigimizi. aksam dönüp de yazmali bugun diyerek bloga girince fark ettim.
yazacak baska seyler vardi aklimda. dort yuzu gorunce manasiz geldi hepsi.
ada yine mesaj veriyor adeta: "tatsiz tuzsuz seyleri yazma-dusunme simdi. bak adaya geldin, ardinda birak kotu olan ne varsa, adaya geldin, farkina var, adaya geldin, iyi hisset. bak adadasin, haydi huzurlan."
duydum!