5 Kasım 2013 Salı

403 - Güzel bir gün yaşamak için..

evde çalışıyordum ki, bahçeden sesler gelmeye başladı. hayırdır inşallah diyerek kapıyı açtım baktım ki yaşlıca bir teyze..
_kozalak topluyordum kızım. evde biri olduğunu bilemedim, kusura bakma.
_önemli değil. soba için mi?
_tutuşturmak için. 
_istediğin kadar topla. 
_yalnız mı kalıyorsun burada?
_evet.
_korkmuyor musun?
_korkmalı mıyım?
_korkmadığın belli. nerelisin bakayım sen? (neden merak ederler?)
_aslen rizeliyim. ama ankara'da doğdum büyüdüm. 
_olsun.. (??) kendine bak. (kendine iyi bak değil!)
_tamam..

ve gitti.. bahçeye çıkınca havayı fark etmiş oldum tabi.. ada seslendi: "güzel havalar baki değil, heba etme!"
dinledim sözünü.. çıktım dışarı..

adanın içinden yürüdüm.. 

sonbaharın sevdiğim kırmızılarıyla..

adanın kedileriyle.. izlendiğini fark edince oyundan oyuna atlayan, "sev beni, sev beni" diyen..

rabia teyze'yi gördüm, yine aylar sonra.. daha önce bahsetmiştim kendisinden, hatırlarsınız.. o gün de dua etmişti, bugün de etti.. "vücudunun zekatını vermek lazım, vermemişsin sen. gel okuyayım biraz.".. okudu, üfledi.. fotoğrafını çekeyim mi, dedim, çalışırken çek, dedi. çektim; onu ve bobi'yi.. 

deniz bugün bir acayipti.. deniz canlıydı, içindeki canlılarla birlikte..

e ben de canlıydım.. canlı aralara ihtiyacı olan..


ayağımın dibinde bir diğer canlı, keyfimin eşlikçisi..


ve carlos her zamanki yerinde, her zamanki asil güzelliğiyle.. "carlos, bana bak da güzel bir fotoğrafını çekeyim." bakmaz..



























dönüşte sahilden yürüdüm.. tek başına bir adam oturuyordu bir bankta.. gözleri uzaklarda.. düşünceliydi.. düşünceme takıldı.. pardon, şehirden mi geldiniz? efendim? haa, demek gelmediniz, kaçtınız.. o kadar çok mu bunaldınız? anlatın lütfen, ne bunalttı sizi? üstünüze üstünüze mi geliyor her şey? anlamıyorlar mı size? yoksa siz mi anlatamıyorsunuz kendinizi? gerek yok mu diyorsunuz? yoruldunuz mu artık? peki ne düşlüyorsunuz öyle orada oturmuş? sevdiğiniz kadını demek.. hmm.. yanınızı ona ayırmışsınız siz, anladım.. burada olsaydı şimdi, değil mi? otursaydı yanınıza.. size bakmasa da olurdu.. birlikte uzaklara baksaydınız.. hiç konuşmasaydınız.. ama orada olsaydı işte, burada, konuşmasa bile.. hem belki elinizi tutardı arada.. ısınırdınız.. neyse yalnızlığınızı böldüm ben, affedin.. hoşçakalın, banktaki yalnız adam..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder