mini bostanimin son hali huzurlarinizda. kucuk domatesler ciceklendi, hatta birinde mini minicik bir domatescik var; sırık domatesler anca boya uzuyor, cicek micek hak getire; bir salatalik fidemiz mefta oldu, digerlerinde ciceklenme fena degil; biberlere gelince, ne desem bos!
30 Haziran 2014 Pazartesi
29 Haziran 2014 Pazar
639. gün - 21. aydönümü
adayla yirmi birinci ayımızı doldururken, önümüzdeki yirmi ikinci ayın ve bizim kedinin çapkınlıklarının hayırlı, uğurlu olması dileğiyle..
28 Haziran 2014 Cumartesi
638 - Hoşgeldin
adada bir ilk daha yaşıyorum: adada ramazan! inanan biri olarak en sevdiğim ibadetlerden biri oruç tutmak. son üç sene; iki sene vertigodan, geçen sene de bacağımdan dolayı tutamamıştım.. ama nasıl özlemiştim! bu sene, vertigom nüksetmezse tutmaya niyetliyim bakalım.. ilk günü _kolay olmasa da özellikle son saatleri huzur dolu_ geçti bile.. iftara bir saat kala ada fırınında pide kuyruğu vardı.. daha uzaktan görünce neden bilmem sevindim.. hep birlikte sabırla bekledik pidelerin fırından çıkmasını, sıranın bize gelmesini.. ve elimize değdiğinde pidenin sıcağı, içimizde bir şeyler ısındı..
evet, orucu bir ayrı severim. nefis terbiyesi ve empati geliştirmenin ötesinde çok anlamlı bir öğretisi olduğunu düşünürüm. bütün gün aç ve susuz kaldıktan sonra iftarda az bir şey yedikten sonra doyarsınız aslında. ama gözünüz doymaz. bu nedenle yemeye devam edersiniz; gözünüzü doyurmaya.. tıpkı hayatın tümünde daha az tüketerek yaşayabilecekken, gözümüzün ve ruhumuzun açlığından daha çok daha çok tüketmek gibi.. hiç bu açıdan bakmış mıydınız ramazana? yoksa siz de, kendiniz inanmadığınız için inanan ve uygulayanlarla dalga geçme hakkını kendinde bulanlardan mısınız? neymiş, onbir ay tüm günahları işleyip, bir ay müslüman takılmak riyakarlıkmış, gösterişmiş, falanmış, filanmış.. meseleyi bu kadar dar görenleri takdir etmemek ne mümkün?! ha bir de kimse gösteriş için şu koşullarda oruç tutmaz, emin olabilirsiniz.. ve saçmalamak yerine saygı duymayı öğrenebilirsiniz mesela.
27 Haziran 2014 Cuma
637 - Günün günbatımı ve kitabı
öyle güzel batıyor ki şu meret bazen, gözlerimi alamıyorum. ve paylaşmadan edemiyor..
öyle güzel kitaplar var ki, tavsiye etmeden duramıyorum.. özellikle mevcut düzenden memun olmayıp kaçanlara, kaçmayı düşünenlere salık verilir.. gerçekten soyutlanmak mümkün müdür dersiniz?
öyle güzel kitaplar var ki, tavsiye etmeden duramıyorum.. özellikle mevcut düzenden memun olmayıp kaçanlara, kaçmayı düşünenlere salık verilir.. gerçekten soyutlanmak mümkün müdür dersiniz?
26 Haziran 2014 Perşembe
25 Haziran 2014 Çarşamba
635 - Yine bekleriz
çok özel misafirlerim vardı bugün. geçen altı ay boyunca bir grup öğretmenle grup çalışması yürütmüştüm. çalışma bitti, ilişki değil.. bir bölümü hem adayı hem beni ziyarete geldi bugün. ve hepsinin adaya ilk gelişiydi. hayatıma girenlerin hayatlarına adanın girmesine bayılıyorum, evet.
24 Haziran 2014 Salı
634 - Eşekli kütüphaneci
şuna bir bakın derim:
http://blog.milliyet.com.tr/esekli-kutuphaneci-mustafa-amca/Blog/?BlogNo=404155
http://blog.milliyet.com.tr/esekli-kutuphaneci-mustafa-amca/Blog/?BlogNo=404155
23 Haziran 2014 Pazartesi
633 - Notlar
1- bir kaç gündür doluydu ev. bu akşam boş. az önce dışarıda, karanlığın ve sessizliğin tam ortasında sigara içerken aniden hissettim çöken ıssızlığı. garip bir his bu.. bir yanı ürkütücü gibi. öte yandan, çok sevdiğim ve itiraf etmeliyim ki insanlı bir kaç gün sonra deli gibi özlediğim ve aradığım.. bu akşam ıssızlıktan duyduğum hazla karşılaştığım anda bir kez daha anladım; fena halde alıştım (ve sürekli alışıyorum) ben ada yalnızlığına.. ömür boyu böyle bir hayatı sürdürebileceğimi düşündüm o an - biraz kalabalıkla, biraz sadece kendimle.. sonra başka yaşam arzularım geldi aklıma; çeliştim.. evet, bir gün anne olmak isteyen biri olarak tehlikenin farkındayım.
2- bugün bir kaç saatliğine şehre gittim.. dikkatimi çekti; dönüş motorundaki yüzler gidiştekilere göre daha bir mutlu, umutlu gibiydi. adaya geliyorlar diye miydi?. evet, bu tümüyle benim fantezim olabilir..
3- adalının kuaför bulma sorunsalını hatırlarsınız bloğu başından beri okuyorsanız. yaz olunca bu sorun da ortadan kalkarmış meğer. meydanda bir dükkanın önünden geçerken birden kalakaldım bugün, "aa kuaför!".. camdan baktım, fön çektiren bile vardı. diyorum ya, bütün hizmetler, ayrıcalıklar yazlıkçılara; zavallı kışlıkçılar başlarının çaresine baka! evet, inadına hiç gitmeme gibi bir fikrim var..
4- bugün özel bir gün. bacağımı kırışımın yıldönümü (tarihleri unutmama gibi bir manyaklığım var, üzgünüm.). akşam arkadaşımla konuşurken söyledim; "kutlamayacaksın herhalde" dedi.. bilakis, kutlanası bir gün aslında. çok acı çekmiş olsam da çok şey öğretti bana. ne fiziksel, ne ruhsal olarak aynı değilim bir senenin sonunda.. hala bir bacağım diğerinden daha ince, hala kemik tam kemik olmadı, bileğimde kireçlenme var ve bacağımda (yaz geldi geleli bir küstüğüm, bir barıştığım) bolca dikiş izi.. ve içimde, dışındakileri daha az sahiplenmeye, daha az umursamaya, daha az büyütmeye çaba sarf eden; içindekileri daha fazla önemseyen, içindekilere daha fazla sahip çıkan, iç huzur için iç ve dış özgürlüğünün peşinde bir ruh.. daha çok şükreden bir ruh.. evet, baston hala sokak kapısının yanında..
5- iyi geceler!
22 Haziran 2014 Pazar
21 Haziran 2014 Cumartesi
20 Haziran 2014 Cuma
630 - Adadan günün tavsiyesi
merak ediyorum size neler anlatacak, neler düşündürecek..
http://www.youtube.com/watch?v=ssFfctsevIg
19 Haziran 2014 Perşembe
629 - Deniz, dolu ve bostan
bugün yalnız gittim denize. uzaktan gördü; yok, dedi, arkadaşsız olmaz. geldi kuruldu şezlongun arkasına, yarenlik etti bana..
sonra kapadı hava, eve döndüm. hemen ardından koca koca dolular yağdı. yağdıkça mini bostanımı düşündüm ben.. dinince çıktım baktım, karanlıkta görebildiğim kadarıyla manzara pek iç açıcı değildi. domates fidelerim toprağa serilmişlerdi. kendilerine gelirler mi dersiniz? lütfen gelsinler..
18 Haziran 2014 Çarşamba
17 Haziran 2014 Salı
627 - Yaz tarifesi
adaya ulaşımda yaz tarifesine geçildi nihayet. vapur seferleri artırıldı; haftaiçi denizotobüsü seferleri kondu, böylece şehre gidiş geliş süresi hem kısaldı, hem kolaylaştı.. bu durumdan oldukça memnunum tabi de aklıma takılmadan edemedi: adada yazın yaşayanlar insan da kışın her türlü cefasını çekerek sürekli yaşayan biz değil miyiz? neden bu ayrımcılık ha?
16 Haziran 2014 Pazartesi
15 Haziran 2014 Pazar
625 - Empati lütfen
güya bu sene babalar günü kutlanmayacaktı.. yüzlerce madenci babanın ruhlarına ve geride bıraktıkları çocuklarına saygı için.. güya.. kutlandı tabi.. bangır bangır hem de.. yine unuttuk işte.. yine kısa sürdü duyarlılığımız.. haydi tanımadıkları aileler için kutlamamayı geçtim; kendi arkadaşları arasında babasız olanları da düşünmezler mi? yaralarına basa basa nasıl da yazarlar o sözleri tüm gün sosyal medyada? ah, nasıl öğrenilir empati? nasıl öğrenir insan bu dünyanın sadece onun için dönmediğini?
neyse ada, neyse..
neyse ada, neyse..
14 Haziran 2014 Cumartesi
624 - Woohoo
en son ucyuzellialti gun once ege'de denize girmistim.. ayni gun, bir kac saat sonra bacagimi kirmis, yaz boyu adaya donememistim.
hayir, ben adada denize hic gir-e-memistim.. ta ki..
13 Haziran 2014 Cuma
623 - Terapötik
bugün, akşama kadar bilgisayarımı açmadım.. telefona mesajlar geldi, bakmadım..
oturdum; bir anne martının iki yavrusunun başında nöbet tutuşunu, bebek martıların uçma denemelerini izledim - yaklaşması zor oldu..
gittim; çiçekler aldım sultan teyze'den - seçmesi zor oldu..
geldim; sardunyaları, vapur dumanlarını, mineleri, ortancayı saksılara yerleştirdim - ekmesi zor oldu..
bugün bahçeyle, doğayla, kendimle haşır neşir oldum - yaşaması kolay oldu.
oturdum; bir anne martının iki yavrusunun başında nöbet tutuşunu, bebek martıların uçma denemelerini izledim - yaklaşması zor oldu..
gittim; çiçekler aldım sultan teyze'den - seçmesi zor oldu..
geldim; sardunyaları, vapur dumanlarını, mineleri, ortancayı saksılara yerleştirdim - ekmesi zor oldu..
bugün bahçeyle, doğayla, kendimle haşır neşir oldum - yaşaması kolay oldu.
12 Haziran 2014 Perşembe
622 - Ev
16:30 bostanci burgaz motorundan evimi izliyorum su an.. az sonra kavusacagimizi bilmenin zevkiyle..
11 Haziran 2014 Çarşamba
621 - İkilik
hayat da böyle değil mi? bir tarafı soluk, bir tarafı parlak.. bir yanı aydınlık, bir yanı karanlık.. insan da böyle değil mi?
10 Haziran 2014 Salı
620 - Sezon açılışı
komşum bugün deniz sezonunu açtı.. bense son bir senede düşme fobisi geliştirmiş bir garip olarak ya kayarsam, düşersem ve bacağıma bir şey olursa kaygısıyla boğuşuyorum hala.. dur bakalım..
9 Haziran 2014 Pazartesi
619 - Sıkıştırma - Gevşetme
ada,
şehirde geçen iki buçuk günün raporu huzurlarında:
bir arkadaşlar buluşması..
bir yeni doğmuş bebek ziyareti..
bir dernek toplantısı..
bir arkadaşlar buluşması (daha)..
bir iş toplantısı..
bir grup çalışması..
ve bir dolu ilçe, trafik, curcuna..
sonuç: yorgunluk..
efendim? her şeyi bir araya sıkıştırmamın nedeni ne mi? sana gün kalsın diye, sevgili ada, hala anlamadın mı? ama önce dinlendir..
şehirde geçen iki buçuk günün raporu huzurlarında:
bir arkadaşlar buluşması..
bir yeni doğmuş bebek ziyareti..
bir dernek toplantısı..
bir arkadaşlar buluşması (daha)..
bir iş toplantısı..
bir grup çalışması..
ve bir dolu ilçe, trafik, curcuna..
sonuç: yorgunluk..
efendim? her şeyi bir araya sıkıştırmamın nedeni ne mi? sana gün kalsın diye, sevgili ada, hala anlamadın mı? ama önce dinlendir..
7 Haziran 2014 Cumartesi
6 Haziran 2014 Cuma
5 Haziran 2014 Perşembe
615 - Dava
bb: şikayetçiyim hakim bey.. ça-lı-şa-mı-yo-rum! çünkü ada efendi çalışmama izin vermiyor. elimi kolumu bağladı dersiniz. içimdeki tembeli öyle bir uyandırdı ki, sormayın.. "boşveeer, ne yapacaksın çalışıp? sen, ben, deniz, toprak, kuşlar, kitaplar hep birlikte mutlu mesut geçiririz yazı, fena mı?" diyor, aklımı çeliyor.. fena, diyorum, anlamıyor hakim bey. ne olur, bir el atın, bir bıraksın beni..
hakim: suçlamaları duydun ada. bir diyeceğin var mı?
ada: külliyen yalan hakim bey. suçu üstüme yıkıyor. çalışsın diye elimden geleni yapıyorum ben. dingin bir ortamı hep sunuyorum zaten. üstüne havayı da bozdum, hem evde otursun, hem de gelen giden çok olmasın, sessizlik olsun da rahat rahat çalışsın diye.. daha ne yapayım? valla ben masumum hakim bey. aslında kendisi çok iyi biliyor çalışamama sebebini lakin yüzleşmemek için suçu bana atıyor.
hakim: neymiş sebebi?
ada: psikolojik hakim bey, psikolojik.
bb: itiraz ediyorum! özel hayatıma giriliyor.
hakim: itiraz reddedildi. devam et ada.
ada: şimdi hakim beycim, seneler seneler önce bizim bb daha annesinin karnındayken, annesi
hakim: çüş! çocukluğuna dön demedik sana. daha sırada martıyla karganın "midye kimin hakkı; düşürenin mi, kapanın mı" davası var. özet geç bakayım.
ada: hmm.. peki.. şöyle.. çalışamıyor çünkü korkuyor hakim bey. işi için yapması gereken yeni bir şey var. ama bu yeni şey onun konfor alanının dışında.
hakim: neyin dışında neyin?
ada: konfor alanının hakim beyim, konfor alanı. ne demek bilmiyor musunuz siz yoksa? ee yirmi aydır bununla yata kalka üstünüze afiyet psikolog oldum ben de. gerçi bilinçaltı meseleleri anlamıyorum hala ama yüzeydekilerle idare ediyoruz artık. neyse, ne diyordum? hah, bu yeni şeyden korktuğu için kaçıyor hep. bir de, yapması gereken şey içindeki bir şeylerle mi çatışıyormuş, neymiş, öyle şeyler deyip duruyor.
mübaşir: hakim bey! bölüyorum ama bir sorunumuz var.
hakim: yine ne oldu?
mübaşir: kargayı biraz daha bekletirsek bekleme salonunda sağlam koltuk kalmayacak. hepsini gagalıyor, durduramıyoruz efendim.
hakim: fesupanallah! söyle ona, uslu durmazsa gagasını bağlarım, ömür boyu ötemez.
ada: aman ne iyi olurdu!
hakim: sen karışma!. nerede kalmıştık biz?
ada: kaçışlarda efendim.
hakim: ha!. evet kızım, ne diyorsun adanın dediklerine?
bb: .......
hakim: katip, yaz. taraflar dinlenmiş, karar verilmiştir. davacının..................................
hakim: suçlamaları duydun ada. bir diyeceğin var mı?
ada: külliyen yalan hakim bey. suçu üstüme yıkıyor. çalışsın diye elimden geleni yapıyorum ben. dingin bir ortamı hep sunuyorum zaten. üstüne havayı da bozdum, hem evde otursun, hem de gelen giden çok olmasın, sessizlik olsun da rahat rahat çalışsın diye.. daha ne yapayım? valla ben masumum hakim bey. aslında kendisi çok iyi biliyor çalışamama sebebini lakin yüzleşmemek için suçu bana atıyor.
hakim: neymiş sebebi?
ada: psikolojik hakim bey, psikolojik.
bb: itiraz ediyorum! özel hayatıma giriliyor.
hakim: itiraz reddedildi. devam et ada.
ada: şimdi hakim beycim, seneler seneler önce bizim bb daha annesinin karnındayken, annesi
hakim: çüş! çocukluğuna dön demedik sana. daha sırada martıyla karganın "midye kimin hakkı; düşürenin mi, kapanın mı" davası var. özet geç bakayım.
ada: hmm.. peki.. şöyle.. çalışamıyor çünkü korkuyor hakim bey. işi için yapması gereken yeni bir şey var. ama bu yeni şey onun konfor alanının dışında.
hakim: neyin dışında neyin?
ada: konfor alanının hakim beyim, konfor alanı. ne demek bilmiyor musunuz siz yoksa? ee yirmi aydır bununla yata kalka üstünüze afiyet psikolog oldum ben de. gerçi bilinçaltı meseleleri anlamıyorum hala ama yüzeydekilerle idare ediyoruz artık. neyse, ne diyordum? hah, bu yeni şeyden korktuğu için kaçıyor hep. bir de, yapması gereken şey içindeki bir şeylerle mi çatışıyormuş, neymiş, öyle şeyler deyip duruyor.
mübaşir: hakim bey! bölüyorum ama bir sorunumuz var.
hakim: yine ne oldu?
mübaşir: kargayı biraz daha bekletirsek bekleme salonunda sağlam koltuk kalmayacak. hepsini gagalıyor, durduramıyoruz efendim.
hakim: fesupanallah! söyle ona, uslu durmazsa gagasını bağlarım, ömür boyu ötemez.
ada: aman ne iyi olurdu!
hakim: sen karışma!. nerede kalmıştık biz?
ada: kaçışlarda efendim.
hakim: ha!. evet kızım, ne diyorsun adanın dediklerine?
bb: .......
hakim: katip, yaz. taraflar dinlenmiş, karar verilmiştir. davacının..................................
4 Haziran 2014 Çarşamba
3 Haziran 2014 Salı
613 - Yaprak deyip geçme, hisset
yaşamak..
hissederek yaşamak..
hissetmek..
ayağının altındaki yaprağı..
ve hışırtısını yaprağın..
ve güzelliğini doğanın..
hamiş: şiir sevmeyen, şiir okumayan, seni doğru düzgün tanımayan bir dolu insan bugün senin sözlerini, şiirlerini o kadar çok paylaştı ki sosyal medyada, ö geldi! yanlış anlama, senden değil; yapaylıktan, gösterişçilikten ve içi boşluktan.. bizim seni anmak için güne ihtiyacımız yok be nazım!
2 Haziran 2014 Pazartesi
612 - Zor değil
kendinizi -insanlara- ispatlama hırsınızı, kendinizle barışma çabasıyla değiştirmenizi diliyoruz bugün ada ve ben..
1 Haziran 2014 Pazar
611 - Bostancilik oyunu
bahceyi gecen yaz basinda da ekmis, sonra terk etmek zorunda kalmistim, hatirlarsiniz.. icimde kalmisti.. bu sene sahipsiz ve ilgisiz birakmamayi umarak bir kez daha deniyorum.. gelismeleri buradan takip edebilirsiniz.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


























