bb: şikayetçiyim hakim bey.. ça-lı-şa-mı-yo-rum! çünkü ada efendi çalışmama izin vermiyor. elimi kolumu bağladı dersiniz. içimdeki tembeli öyle bir uyandırdı ki, sormayın.. "boşveeer, ne yapacaksın çalışıp? sen, ben, deniz, toprak, kuşlar, kitaplar hep birlikte mutlu mesut geçiririz yazı, fena mı?" diyor, aklımı çeliyor.. fena, diyorum, anlamıyor hakim bey. ne olur, bir el atın, bir bıraksın beni..
hakim: suçlamaları duydun ada. bir diyeceğin var mı?
ada: külliyen yalan hakim bey. suçu üstüme yıkıyor. çalışsın diye elimden geleni yapıyorum ben. dingin bir ortamı hep sunuyorum zaten. üstüne havayı da bozdum, hem evde otursun, hem de gelen giden çok olmasın, sessizlik olsun da rahat rahat çalışsın diye.. daha ne yapayım? valla ben masumum hakim bey. aslında kendisi çok iyi biliyor çalışamama sebebini lakin yüzleşmemek için suçu bana atıyor.
hakim: neymiş sebebi?
ada: psikolojik hakim bey, psikolojik.
bb: itiraz ediyorum! özel hayatıma giriliyor.
hakim: itiraz reddedildi. devam et ada.
ada: şimdi hakim beycim, seneler seneler önce bizim bb daha annesinin karnındayken, annesi
hakim: çüş! çocukluğuna dön demedik sana. daha sırada martıyla karganın "midye kimin hakkı; düşürenin mi, kapanın mı" davası var. özet geç bakayım.
ada: hmm.. peki.. şöyle.. çalışamıyor çünkü korkuyor hakim bey. işi için yapması gereken yeni bir şey var. ama bu yeni şey onun konfor alanının dışında.
hakim: neyin dışında neyin?
ada: konfor alanının hakim beyim, konfor alanı. ne demek bilmiyor musunuz siz yoksa? ee yirmi aydır bununla yata kalka üstünüze afiyet psikolog oldum ben de. gerçi bilinçaltı meseleleri anlamıyorum hala ama yüzeydekilerle idare ediyoruz artık. neyse, ne diyordum? hah, bu yeni şeyden korktuğu için kaçıyor hep. bir de, yapması gereken şey içindeki bir şeylerle mi çatışıyormuş, neymiş, öyle şeyler deyip duruyor.
mübaşir: hakim bey! bölüyorum ama bir sorunumuz var.
hakim: yine ne oldu?
mübaşir: kargayı biraz daha bekletirsek bekleme salonunda sağlam koltuk kalmayacak. hepsini gagalıyor, durduramıyoruz efendim.
hakim: fesupanallah! söyle ona, uslu durmazsa gagasını bağlarım, ömür boyu ötemez.
ada: aman ne iyi olurdu!
hakim: sen karışma!. nerede kalmıştık biz?
ada: kaçışlarda efendim.
hakim: ha!. evet kızım, ne diyorsun adanın dediklerine?
bb: .......
hakim: katip, yaz. taraflar dinlenmiş, karar verilmiştir. davacının..................................
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder