adada bir ilk daha yaşıyorum: adada ramazan! inanan biri olarak en sevdiğim ibadetlerden biri oruç tutmak. son üç sene; iki sene vertigodan, geçen sene de bacağımdan dolayı tutamamıştım.. ama nasıl özlemiştim! bu sene, vertigom nüksetmezse tutmaya niyetliyim bakalım.. ilk günü _kolay olmasa da özellikle son saatleri huzur dolu_ geçti bile.. iftara bir saat kala ada fırınında pide kuyruğu vardı.. daha uzaktan görünce neden bilmem sevindim.. hep birlikte sabırla bekledik pidelerin fırından çıkmasını, sıranın bize gelmesini.. ve elimize değdiğinde pidenin sıcağı, içimizde bir şeyler ısındı..
evet, orucu bir ayrı severim. nefis terbiyesi ve empati geliştirmenin ötesinde çok anlamlı bir öğretisi olduğunu düşünürüm. bütün gün aç ve susuz kaldıktan sonra iftarda az bir şey yedikten sonra doyarsınız aslında. ama gözünüz doymaz. bu nedenle yemeye devam edersiniz; gözünüzü doyurmaya.. tıpkı hayatın tümünde daha az tüketerek yaşayabilecekken, gözümüzün ve ruhumuzun açlığından daha çok daha çok tüketmek gibi.. hiç bu açıdan bakmış mıydınız ramazana? yoksa siz de, kendiniz inanmadığınız için inanan ve uygulayanlarla dalga geçme hakkını kendinde bulanlardan mısınız? neymiş, onbir ay tüm günahları işleyip, bir ay müslüman takılmak riyakarlıkmış, gösterişmiş, falanmış, filanmış.. meseleyi bu kadar dar görenleri takdir etmemek ne mümkün?! ha bir de kimse gösteriş için şu koşullarda oruç tutmaz, emin olabilirsiniz.. ve saçmalamak yerine saygı duymayı öğrenebilirsiniz mesela.


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder