adaseverler itinayla cogaltilir!
is vesilesiyle yeni tanistik sayilir. benimle tanisanlar adayla da tanisiyorlar, malum. bugun ilk kez geldiler adaya. ve gelir gelmez, manzarayi, huzuru, guzelligi gorur gormez biri "en iyi arkadasin olabilir miyim?" dedi. adanin aldigi en guzel iltifatlardan biriydi bence..
gitmeden de bunu birakti:
31 Mart 2013 Pazar
30 Mart 2013 Cumartesi
183. gün - Ah hamdi abi ah!
adalı hayatın ikinci yarıyılı pek eğlenceli başladı. ada sık sık "sana bir iyi bir kötü haberim var" dedi.
sabah uyandım, ev buz! çünkü adada doğalgaz faturalı değil, kontörlü. temkinli insanlar için bu kontör sistemi; son dakika insanlarına göre değil. onlardan biri olarak, unutuyorum kontör kalmış mı diye kontrol etmeyi; sonra bir bakıyorum, doğalgaz çalışmıyor. sistem şöyle: internetten kontör satın alıyorsunuz, sonra iskeledeki kiosk cihazına doğalgaz kartınızı takıp, kontörlerin kartınıza yüklenmesini sağlıyorsunuz. eve dönünce de, kartınızı doğalgaz sayacına takıp, kontörleri sayaca transfer ediyorsunuz. (zavallı kart! kontörle ilişkisi öyle kısa sürüyor ki.) bu kötü haberdi. iyi haber: dört gün üst üste eğitim yapmış olmanın yorgunluğuyla bugün muhtemelen evden çıkmayacak beni iskeleye gitmek zorunda bıraktı. iyi ki!
aslında ilk iyi haberi evden çıkmaya hazırlanırken aldım: daha önce anlatmıştım, adaya yerleşme planım ilk başta yaza kadardı. deneme süreci babında. bu yüzden şu anki evim için anlaşmamız da yaza kadar. ev sahiplerim yazın evi kullanacaklar çünkü. e adada yaşamaya devam etme kararı aldığıma göre yeni bir ev bulmam gerekiyor. daha ben eve arayışına başlamadan, bu evi aratmayacak (sebebini kesinleşirse anlatırım) bir evin yakında boşalacağını öğrendik bir kaç hafta önce. hemen haber saldık ev sahibine, evi yeniden kiraya vermek isterse taliplisi olduğumu ilettik. düşünmek istedi. ve bu sabah, iyi haberi saldılar bana; "gün içinde arayacak seni". haydi arasın!
evden çıktım..
yukarı sokakta bir teyze görürüm bazen. açar tezgahını; el emeği liflerini, patiklerini, şallarını satar. tezgahın başında oturmuş örgü örüyor olur mutlaka. hemen yanıbaşında oturan köpeğiyle.. tabi hava güzel olursa.. altı ay boyunca güzel havayı çok sık görmediğimiz için, çok sık görmedim ben de teyzeyi. görünce selam verirdim. bugün yine çıktı karşıma. verdim selamımı, ama bu kez salt selamla bırakmadı, salıvermedi beni. nereye gidiyordum?.. ve geldi devamı.. adımı sordu.. adımdan kişilik analizimi çıkardı. kiminle yaşadığımı sordu. neden evlenmediğimi.. kızdı.. birlikte yaşadığı, evlenmemiş kızına kızdığı gibi.. ne iş yaptığımı sordu.. allahtan yardım diledi.. sonra birden dedi ki: gel bakayım yakınıma, eğil şöyle.. eğildim.. gözlerimi yanaklarımı okşadı, saçımı okşadı, dua okudu! evet, tam olarak böyle yaptı. ne diyebilirim ki? rabia teyze bu sabahki satış siftahını benimle yaptı; ben de iyilik siftahımı onunla..
meydana vardım.. hava güzel ya; ortalık insan dolu. ada cıvıltı, ada mutluluk dolu!
salman abi'yi selamladım. pek konuşkan değildir kendisi, o yüzden buradan bir hikaye beklemeyin..
iskelenin önünde bir adam güvercinlere yem veriyordu. önümde hep bir anda havalandılar. en az elli güvercin, bir anda! hemen ayağımın dibinde. inanılmaz bir andı. tarif etmemi istemeyin ne olur. edemem..
sait faik'e selam verdim.. göz kırptı..
iskelede kart ve kontörü birbirine kavuşturdum.
büfeden gazete aldım, ergün pastanesinden yarınki misafirler için ıvır zıvır.
çıkmışken ve hazır hava güzelken kahvaltıyı nadir'de yapayım, dedim, nadir'e doğru yürümeye başladım. faytonların tam önünde bahri abi'yi gördüm. bahri abi'yle son telefon konuşmamız biraz kötü geçmişti, aklıma takılmıştı. görünce sevindim. "hayırdır, bahri abi, kim kızdırdı seni?" konuştuk ayak üstü. "haydi gel, bir çay ısmarlayayım sana" dedim. "hayır" dedi önce. vermek zorunda olduğu cevap hayır'mış gibi.. ısrar etmedim. "peki, dikkat et kendine". hayır'ın bir alternatifi olduğunu anımsadı belki: "dur ya, geleyim". nasıl mutlu oldum, nasıl! sonunda bahri abi'yle uzun uzun sohbet etme şansını yakalamıştım. yürürken, "ama çaylar benden" dedi. "olmaz, ben davet ettim.".. "yok, hayatta kabul etmem.".. "asıl ben etmem. bu benden; bir dahaki sefere de senden olur.".. kavga ede ede vardık nadir'e. o benden daha adalı ne de olsa (1954'ten beri adada yaşadığını sanırım yazmıştım daha önce), seslendi hemen çocuğa: "iki çay ver bize". aklımdaki kahve ve tosttu ama bahri abi'nin işine karışmak olmazdı şimdi. oturduk, çaylarımızı içtik. oturduk, sohbet ettik. adadan, adanın eski hallerinden, eski rumlarından, kaptanlıktan, balıkçılıktan, hanımdan, oğullardan, dört yaşındaki torundan, sait faik'ten, sait faik'in minareye çıkmasından, kitaplardan, kitap okuyamamaktan, atlardan, köpeklerden, köpekten daha korkunç insanlardan, insan olmaktan, sinirlilikten, hipertansiyondan, önümüzdeki denizin göle benzemesinden, politikadan, politikacıların güvenilmezliğinden, açılımlardan, açılamayanlardan, dürüstlükten konuştuk.. çayımızla, sigaramızla, kalbimizle.. arada, bir de kahve içtim ben, o başka bir şey içmedi.. gazetem hiç açılmadı. carlos uğradı yanımıza bir ara; masanın 2 konuğuna da kafi miktar sevdirdikten sonra kendini, yeni okşamalar arayışına çıktı. neden sonra kalktı bahri abi, "dur" dedi "şurada birine selam vermem lazım". döndükten biraz sonra da kalktı. ne yaptığını anlamıştım tabi ki! bari kahveyi içmeseydim. neyse, az sonra kalktım ben de, kasaya gittim. hesabın ödendiğine şaşırmadım. şaşırtan duyduğum cümleydi: "hamdi abi ödedi".. "bahri abi mi?", "hayır, hamdi abi". yani sevgili dostlar, aylardır bahri abi dediğim, üstelik bugün karşılıklı oturmuş konuşurken bilmem kaç kez yüzüne bahri abi dediğim adam meğer hamdi abi'ydi. ve beni bir kez olsun bozmamıştı. büyük adamsın bahri abi! pardon, hamdi abi demek istemiştim.. acilen kendisini görmem, hem bu isim olayını açıklığa kavuşturmam, hem de çay borcumu ödemem lazım.
dönüş yolunda beklenen telefon sesi duyuldu ve ev sahibi adayım aradı. tanıştık, konuştuk. kötü haber: kira beklenenin çok üstünde. daha kötüsü, ev sahibi adada kiraların yıllık ödenmesi kuralını bozmuyor. ama arada tanıdık olduğu için (kendince) bir güzellik yapıp, başta ve ortada olmak üzere iki taksiti kabul ediyor.. düşünmek istedim. telefonu kapattım. yürümeye devam ettim. iyi haber: sahil yolundan dönüyordum eve. çok güzeldi.
eve vardım. sayacı kontörle, evi ısıyla buluşturdum.
sabah uyandım, ev buz! çünkü adada doğalgaz faturalı değil, kontörlü. temkinli insanlar için bu kontör sistemi; son dakika insanlarına göre değil. onlardan biri olarak, unutuyorum kontör kalmış mı diye kontrol etmeyi; sonra bir bakıyorum, doğalgaz çalışmıyor. sistem şöyle: internetten kontör satın alıyorsunuz, sonra iskeledeki kiosk cihazına doğalgaz kartınızı takıp, kontörlerin kartınıza yüklenmesini sağlıyorsunuz. eve dönünce de, kartınızı doğalgaz sayacına takıp, kontörleri sayaca transfer ediyorsunuz. (zavallı kart! kontörle ilişkisi öyle kısa sürüyor ki.) bu kötü haberdi. iyi haber: dört gün üst üste eğitim yapmış olmanın yorgunluğuyla bugün muhtemelen evden çıkmayacak beni iskeleye gitmek zorunda bıraktı. iyi ki!
aslında ilk iyi haberi evden çıkmaya hazırlanırken aldım: daha önce anlatmıştım, adaya yerleşme planım ilk başta yaza kadardı. deneme süreci babında. bu yüzden şu anki evim için anlaşmamız da yaza kadar. ev sahiplerim yazın evi kullanacaklar çünkü. e adada yaşamaya devam etme kararı aldığıma göre yeni bir ev bulmam gerekiyor. daha ben eve arayışına başlamadan, bu evi aratmayacak (sebebini kesinleşirse anlatırım) bir evin yakında boşalacağını öğrendik bir kaç hafta önce. hemen haber saldık ev sahibine, evi yeniden kiraya vermek isterse taliplisi olduğumu ilettik. düşünmek istedi. ve bu sabah, iyi haberi saldılar bana; "gün içinde arayacak seni". haydi arasın!
evden çıktım..
yukarı sokakta bir teyze görürüm bazen. açar tezgahını; el emeği liflerini, patiklerini, şallarını satar. tezgahın başında oturmuş örgü örüyor olur mutlaka. hemen yanıbaşında oturan köpeğiyle.. tabi hava güzel olursa.. altı ay boyunca güzel havayı çok sık görmediğimiz için, çok sık görmedim ben de teyzeyi. görünce selam verirdim. bugün yine çıktı karşıma. verdim selamımı, ama bu kez salt selamla bırakmadı, salıvermedi beni. nereye gidiyordum?.. ve geldi devamı.. adımı sordu.. adımdan kişilik analizimi çıkardı. kiminle yaşadığımı sordu. neden evlenmediğimi.. kızdı.. birlikte yaşadığı, evlenmemiş kızına kızdığı gibi.. ne iş yaptığımı sordu.. allahtan yardım diledi.. sonra birden dedi ki: gel bakayım yakınıma, eğil şöyle.. eğildim.. gözlerimi yanaklarımı okşadı, saçımı okşadı, dua okudu! evet, tam olarak böyle yaptı. ne diyebilirim ki? rabia teyze bu sabahki satış siftahını benimle yaptı; ben de iyilik siftahımı onunla..
meydana vardım.. hava güzel ya; ortalık insan dolu. ada cıvıltı, ada mutluluk dolu!
salman abi'yi selamladım. pek konuşkan değildir kendisi, o yüzden buradan bir hikaye beklemeyin..
iskelenin önünde bir adam güvercinlere yem veriyordu. önümde hep bir anda havalandılar. en az elli güvercin, bir anda! hemen ayağımın dibinde. inanılmaz bir andı. tarif etmemi istemeyin ne olur. edemem..
sait faik'e selam verdim.. göz kırptı..
iskelede kart ve kontörü birbirine kavuşturdum.
büfeden gazete aldım, ergün pastanesinden yarınki misafirler için ıvır zıvır.
çıkmışken ve hazır hava güzelken kahvaltıyı nadir'de yapayım, dedim, nadir'e doğru yürümeye başladım. faytonların tam önünde bahri abi'yi gördüm. bahri abi'yle son telefon konuşmamız biraz kötü geçmişti, aklıma takılmıştı. görünce sevindim. "hayırdır, bahri abi, kim kızdırdı seni?" konuştuk ayak üstü. "haydi gel, bir çay ısmarlayayım sana" dedim. "hayır" dedi önce. vermek zorunda olduğu cevap hayır'mış gibi.. ısrar etmedim. "peki, dikkat et kendine". hayır'ın bir alternatifi olduğunu anımsadı belki: "dur ya, geleyim". nasıl mutlu oldum, nasıl! sonunda bahri abi'yle uzun uzun sohbet etme şansını yakalamıştım. yürürken, "ama çaylar benden" dedi. "olmaz, ben davet ettim.".. "yok, hayatta kabul etmem.".. "asıl ben etmem. bu benden; bir dahaki sefere de senden olur.".. kavga ede ede vardık nadir'e. o benden daha adalı ne de olsa (1954'ten beri adada yaşadığını sanırım yazmıştım daha önce), seslendi hemen çocuğa: "iki çay ver bize". aklımdaki kahve ve tosttu ama bahri abi'nin işine karışmak olmazdı şimdi. oturduk, çaylarımızı içtik. oturduk, sohbet ettik. adadan, adanın eski hallerinden, eski rumlarından, kaptanlıktan, balıkçılıktan, hanımdan, oğullardan, dört yaşındaki torundan, sait faik'ten, sait faik'in minareye çıkmasından, kitaplardan, kitap okuyamamaktan, atlardan, köpeklerden, köpekten daha korkunç insanlardan, insan olmaktan, sinirlilikten, hipertansiyondan, önümüzdeki denizin göle benzemesinden, politikadan, politikacıların güvenilmezliğinden, açılımlardan, açılamayanlardan, dürüstlükten konuştuk.. çayımızla, sigaramızla, kalbimizle.. arada, bir de kahve içtim ben, o başka bir şey içmedi.. gazetem hiç açılmadı. carlos uğradı yanımıza bir ara; masanın 2 konuğuna da kafi miktar sevdirdikten sonra kendini, yeni okşamalar arayışına çıktı. neden sonra kalktı bahri abi, "dur" dedi "şurada birine selam vermem lazım". döndükten biraz sonra da kalktı. ne yaptığını anlamıştım tabi ki! bari kahveyi içmeseydim. neyse, az sonra kalktım ben de, kasaya gittim. hesabın ödendiğine şaşırmadım. şaşırtan duyduğum cümleydi: "hamdi abi ödedi".. "bahri abi mi?", "hayır, hamdi abi". yani sevgili dostlar, aylardır bahri abi dediğim, üstelik bugün karşılıklı oturmuş konuşurken bilmem kaç kez yüzüne bahri abi dediğim adam meğer hamdi abi'ydi. ve beni bir kez olsun bozmamıştı. büyük adamsın bahri abi! pardon, hamdi abi demek istemiştim.. acilen kendisini görmem, hem bu isim olayını açıklığa kavuşturmam, hem de çay borcumu ödemem lazım.
dönüş yolunda beklenen telefon sesi duyuldu ve ev sahibi adayım aradı. tanıştık, konuştuk. kötü haber: kira beklenenin çok üstünde. daha kötüsü, ev sahibi adada kiraların yıllık ödenmesi kuralını bozmuyor. ama arada tanıdık olduğu için (kendince) bir güzellik yapıp, başta ve ortada olmak üzere iki taksiti kabul ediyor.. düşünmek istedim. telefonu kapattım. yürümeye devam ettim. iyi haber: sahil yolundan dönüyordum eve. çok güzeldi.
eve vardım. sayacı kontörle, evi ısıyla buluşturdum.
29 Mart 2013 Cuma
182 - Yarim y..
tum gun egitimdeydim. tutkuyla sevmeme ragmen egitmenligi, itiraf ediyorum ogleden sonra "bitse de gitsek" modundaydim biraz (sebebini yazinin sonunda anlayacaksiniz). bitti aksam uzeri, uca uca istanbul'a. ardindan kosa kosa erenkoy'e; uzun sure goremeyecegim arkadasimin yuzunu bir 10-15 dk daha gorebilmeye.. oradan da yine kosar adim bostanci'ya, 22:00 buyukada-heybeli-burgaz-kinali motoruna. peki bu acele niye? cunku, bugun adayla altinci aydonumumuz.. ve yarim yili doldururken, en azindan gunu adada adayla bitirmek istiyorum! musaadenizle..
28 Mart 2013 Perşembe
27 Mart 2013 Çarşamba
26 Mart 2013 Salı
25 Mart 2013 Pazartesi
178. gun - Adanin bahar hali
adanin bu guzel bahar renklerini size emanet ediyor, gidiyorum.
ben yokken siz gidin lutfen; gorun, koklayin, renklenin! adami yalniz birakmayin......
ben yokken siz gidin lutfen; gorun, koklayin, renklenin! adami yalniz birakmayin......
24 Mart 2013 Pazar
177 - Ada oteli
_hic halim yok ada. birak da uyuyayim.
_son zamanlarda beni otel olarak kullandiginin farkinda misin?
_ah ada ah! yarin yine o hic sevmedigin kara valiz cikacak ortaya, haberin yok.
_neee??
_iyi geceler adacim.
_son zamanlarda beni otel olarak kullandiginin farkinda misin?
_ah ada ah! yarin yine o hic sevmedigin kara valiz cikacak ortaya, haberin yok.
_neee??
_iyi geceler adacim.
23 Mart 2013 Cumartesi
176 - Ama bizim vapurumuz
bugun ikinci kez biniyorum vapura. oglen sehirden adaya gelirken bindim, simdi de sehre gitmek icin binmis durumdayim. ve iki seferde de vapurda oturacak yer yok neredeyse. yerli yabanci turist, usenmemis adalara akin etmis mubarek. sayin abiler ablalar, adalara gelin tabi, gelmenizden memnunuz. ama ev sahiplerine yer birakmamak biraz ayip olmuyor mu sizce de?
hamis: otobuslerde yazar ya; yaslilara, hamilelere ve gazilere yer verin diye. ada vapurunda da su yazsin: adalilara yer verin. adalar belediyesine arz ederim.
hamis: otobuslerde yazar ya; yaslilara, hamilelere ve gazilere yer verin diye. ada vapurunda da su yazsin: adalilara yer verin. adalar belediyesine arz ederim.
22 Mart 2013 Cuma
175 - Yok
yine gittim ada. senin guzelligine baka baka..
bu arada, yukaridan bakinca komsularin da fena gorunmuyormus hani! tamam tamam, kiskanma..
bu arada, yukaridan bakinca komsularin da fena gorunmuyormus hani! tamam tamam, kiskanma..
21 Mart 2013 Perşembe
174 - İslik
islik calmayi bilmiyorum. gercekten! az once evden iskeleye baharla birlikte yururken islik calabilmeyi istedim. ciceklerle bezenmis yollarda, kuslarin bahar civiltilarina isligimla eslik etmek. beceremedim tabi. biri bana islik calmayi ogretebilir mi lutfen?
bir de, gordugum en kalabalik ve gurultulu ada vapurundayim su an. hem de hafta ici olmasina ragmen. cogunluk turist. onlarin da cogunlugu arap. havalar guzellesiyor ya, adalarin ziyaretcilerinin sayisi artiyor. gezmisler begenmisler (hallerinden belli) sehre donuyorlar. ne mutlu onlara! peki ya siz? siz ne zaman mutlu edeceksiniz kendinizi?
bir de, gordugum en kalabalik ve gurultulu ada vapurundayim su an. hem de hafta ici olmasina ragmen. cogunluk turist. onlarin da cogunlugu arap. havalar guzellesiyor ya, adalarin ziyaretcilerinin sayisi artiyor. gezmisler begenmisler (hallerinden belli) sehre donuyorlar. ne mutlu onlara! peki ya siz? siz ne zaman mutlu edeceksiniz kendinizi?
20 Mart 2013 Çarşamba
173 - Şaşırtmayacak kamuoyu açıklaması
adada yaşama fikri, ilk olarak yaza kadardı. ilk aylar ve kış, bir deneme süreciydi aslında. deneyecek, yaşayacak, görecek ve adada kalmaya devam edecek miyim, etmeyecek miyim, yaza doğru kararımı verecektim. yazı beklemeye gerek yok. çoktan verdim ben kararımı. ama korkarım söylemeyi unutmuşum:
_ada, seninle kalıyorum!
_şaşırmamı mı bekliyorsun?
_en azından sevinebilirsin.
_ben de seni seviyorum.
_.................... (dilim tutulunca konuşamıyorum, pardon!)
19 Mart 2013 Salı
172 - Asure
1. sehirde uyandim, adada uyuyacagim - sukur
2. vapurda ikinci kez ayni turist sorusuyla karsilasiyorum: "prens adasi hangisi?", "hepsi", "hepsi mi?", "evet dordu de", "araba olmayan hangisi", "hepsi", "at arabasi olan hangisi", "hepsi", "yaa", "yaaa" - kim kandiriyor bunlari?!
3. adayla sunu dusunuyoruz bu aksam: hayat bir merhaba ve bir hoscakal arasinda yasadiklarimiz mi; yoksa bir hoscakal ve merhaba arasindakiler mi? - civcivin masali
4. adanin her yerini beyaz cicekli agaclar sarmis, cok guzeller - adini ogrenince paylasacagim
5. ergun'de tadilat var - yaz hazirliklari baslasin
6. bloga yazmayi unutuyordum neredeyse - cok yorgunum be adam
7. asure sevmiyorum - manasiz
8. adami seviyorum - manali
2. vapurda ikinci kez ayni turist sorusuyla karsilasiyorum: "prens adasi hangisi?", "hepsi", "hepsi mi?", "evet dordu de", "araba olmayan hangisi", "hepsi", "at arabasi olan hangisi", "hepsi", "yaa", "yaaa" - kim kandiriyor bunlari?!
3. adayla sunu dusunuyoruz bu aksam: hayat bir merhaba ve bir hoscakal arasinda yasadiklarimiz mi; yoksa bir hoscakal ve merhaba arasindakiler mi? - civcivin masali
4. adanin her yerini beyaz cicekli agaclar sarmis, cok guzeller - adini ogrenince paylasacagim
5. ergun'de tadilat var - yaz hazirliklari baslasin
6. bloga yazmayi unutuyordum neredeyse - cok yorgunum be adam
7. asure sevmiyorum - manasiz
8. adami seviyorum - manali
18 Mart 2013 Pazartesi
171 - Iyi bir hafta icin
iyi haftalar dostlar! iyi haftalar tanimadigim blog okurlari! iyi haftalar ada!
var misiniz, iyi bir hafta yapalim sunu?
var misiniz, iyi bir hafta yapalim sunu?
ada: ben zaten guzelim, neden oynuyorsun renklerimle fotografta?
bb: pazartesi sabahi her guzelin biraz makyaja ihtiyaci vardir canim.
17 Mart 2013 Pazar
16 Mart 2013 Cumartesi
169 - Hasret gidermece
adanin sevmedigi seyleri yapmiyorum bugun; calismiyorum, bilgisayara kapanmiyorum.. onun istemedigi seyleri yapmamak, istedigim baska seyleri yapmama firsat veriyor aslinda.. dinleniyorum boylece.. ada da dinlenen beni izliyor, hosnut gozlerle.. bir anne gozune benziyor sanki bugun gozleri.. cocugunu kollayan.. sefkatli bir annedir belki ada..
15 Mart 2013 Cuma
14 Mart 2013 Perşembe
13 Mart 2013 Çarşamba
12 Mart 2013 Salı
11 Mart 2013 Pazartesi
10 Mart 2013 Pazar
163 - Yok
5 - yaklasik iki saat once gokyuzunden baktim sana ada. isil isildi ortalik. seni isildatan deniz miydi, yoksa senin isigin miydi yansiyan denize?.. ikisi de degildi, ya da ikisi de dogruydu. hem kendinizdendi isiginiz, hem de digerinin sevgiyle ve ictenlikle sundugu isiktan. iste bunun adi dostluktu.
ve gunes lafa karisir: ben de o sirada armut topluyordum tabi!
ve gunes lafa karisir: ben de o sirada armut topluyordum tabi!
9 Mart 2013 Cumartesi
8 Mart 2013 Cuma
161 - 20:45 yolcusu kalmasin
_hayirdir, nereye aksam aksam?
_dedim ya ada, seyahatim var.
_pazar gunu gidecektin hani? kandirdin beni!
_bak simdi adacim; bu aksam bir dogumgunu partisi var. bu demek oluyor ki gec vakitte adaya donecek vasita olmadigi icin sehirde kalmak zorundayim. taksiciler cok secici oldular artik; "adaya" diyorum, "gitmem abla" diyorlar.
_konuyu carpitma. bu aksam kal, kabul. ama yarin kalk gel.
_yarin aksam da baska bir sey var. oglen gel aksam ustu geri don zor olmaz mi sence de?
_zorluklarina katlanamiyorsan neden adalisin hala?
_katlanmadigimi kim soylemis? valizle oradan oraya dolasmanin kolay oldugunu mu saniyorsun?
_ne yaparsan yap!
_ada!
_ne var?
_hic bu kadar uzun sureligine gitmemistim.. cok ozleyecegim seni.
_............
_ada?
_haydi, git artik!
hamis: bir aksam bir insan bir valizle bir bara girerse sasirmayin, adali olabilecegini dusunun.
_dedim ya ada, seyahatim var.
_pazar gunu gidecektin hani? kandirdin beni!
_bak simdi adacim; bu aksam bir dogumgunu partisi var. bu demek oluyor ki gec vakitte adaya donecek vasita olmadigi icin sehirde kalmak zorundayim. taksiciler cok secici oldular artik; "adaya" diyorum, "gitmem abla" diyorlar.
_konuyu carpitma. bu aksam kal, kabul. ama yarin kalk gel.
_yarin aksam da baska bir sey var. oglen gel aksam ustu geri don zor olmaz mi sence de?
_zorluklarina katlanamiyorsan neden adalisin hala?
_katlanmadigimi kim soylemis? valizle oradan oraya dolasmanin kolay oldugunu mu saniyorsun?
_ne yaparsan yap!
_ada!
_ne var?
_hic bu kadar uzun sureligine gitmemistim.. cok ozleyecegim seni.
_............
_ada?
_haydi, git artik!
hamis: bir aksam bir insan bir valizle bir bara girerse sasirmayin, adali olabilecegini dusunun.
7 Mart 2013 Perşembe
160 - Merakli kelebek
ada saadetimizi gozetleyenler var. yapismis pencereye, dikmis gozunu iceriyi izliyor.
sevgili kelebek, adayla birlikte sana bir cift sozumuz var: gozun, baskalarinin mutlulugunda oldugu muddetce mutlu olamazsin. digerlerinin mutlulugunu dusunmekten kendini mutlu etmeye zaman bulamazsin. bulsan da basaramazsin. cunku baskasinda ne kadar cok seye imrenirsen, kendindekileri o kadar az gorursun. arindir ruhunu kiskancliktan, baris kendinle, eris mutluluga!
sevgili kelebek, adayla birlikte sana bir cift sozumuz var: gozun, baskalarinin mutlulugunda oldugu muddetce mutlu olamazsin. digerlerinin mutlulugunu dusunmekten kendini mutlu etmeye zaman bulamazsin. bulsan da basaramazsin. cunku baskasinda ne kadar cok seye imrenirsen, kendindekileri o kadar az gorursun. arindir ruhunu kiskancliktan, baris kendinle, eris mutluluga!
6 Mart 2013 Çarşamba
5 Mart 2013 Salı
158 - Bir ilk
bu sabah ilk defa 7:05 vapuruna bindim. sabah uykusuni seven biri olarak, erken saatlerde isim varsa onceki gece sehirde kaliyordum genelde. ayrica, erken uyumayi beceremiyorum, ustune cok erken uyaninca da gunun devaminda zorluyor. ama artik gercek bir adali gibi sabah vapurunu da kullanmaya alismaliyim.
adalarda yasayip da normal bir iste (9-6 gibi basi sonu belli olan) calisanlarin kullandigi vapur bu olsa gerek. kalabaliklik da fena degil hani. ben gozumu acamiyorken, keyifle kahvalti edenler var. kahvalti deyince tost cay sanmayin; onumdeki masali bolumde 3 teyze almislar pogacalari simitleri, saklama kaplarinda peynir , dogranmis domates salatalik, caylar da vapurdan.. her sabah yapiyorlar mi bunu merak ediyorum.. bir de uyumak istiyorum. ama teyzeler cok konusuyor!!
sonradan gelen ekleme: saat 07:38 - zeytin ezmeleri de varmis! ve uyuyamiyorum.
saat 07:54 - kadikoy'e yanasiyoruz. uyumak icin kabatas'a kadar 15-20 dakikam var. ha gayret!
saat 08:13 - koltuklar uyumaya musait degil, sorun o. neyse, kabatas'a yanasiyoruz simdi. guzel bir kahve icip ayilma zamani!
saat 13:48 - uykum var! ve yaklasik 4 saat daha egitimim.. adada yasamak, tam gun egitim oldugu zaman zor, evet!
adalarda yasayip da normal bir iste (9-6 gibi basi sonu belli olan) calisanlarin kullandigi vapur bu olsa gerek. kalabaliklik da fena degil hani. ben gozumu acamiyorken, keyifle kahvalti edenler var. kahvalti deyince tost cay sanmayin; onumdeki masali bolumde 3 teyze almislar pogacalari simitleri, saklama kaplarinda peynir , dogranmis domates salatalik, caylar da vapurdan.. her sabah yapiyorlar mi bunu merak ediyorum.. bir de uyumak istiyorum. ama teyzeler cok konusuyor!!
sonradan gelen ekleme: saat 07:38 - zeytin ezmeleri de varmis! ve uyuyamiyorum.
saat 07:54 - kadikoy'e yanasiyoruz. uyumak icin kabatas'a kadar 15-20 dakikam var. ha gayret!
saat 08:13 - koltuklar uyumaya musait degil, sorun o. neyse, kabatas'a yanasiyoruz simdi. guzel bir kahve icip ayilma zamani!
saat 13:48 - uykum var! ve yaklasik 4 saat daha egitimim.. adada yasamak, tam gun egitim oldugu zaman zor, evet!
4 Mart 2013 Pazartesi
157 - Bloga malzeme
bir ada gununu sabahtan aksama calisarak gecirince insan, ada bloguna yazacak sey bulamiyor haliyle..
ne yazalim, ne paylasalim??.......
hah, ada misafirlerinin notlarindan birini daha paylasalim!

_arkadaslarinin masum notlarini bloguna malzeme yapiyorsun. ne ayip!
_sen karisma ada. kizmaz onlar bana.
ne yazalim, ne paylasalim??.......
hah, ada misafirlerinin notlarindan birini daha paylasalim!

_arkadaslarinin masum notlarini bloguna malzeme yapiyorsun. ne ayip!
_sen karisma ada. kizmaz onlar bana.
3 Mart 2013 Pazar
2 Mart 2013 Cumartesi
1 Mart 2013 Cuma
154 - Ne zaman 5 oldu?!
adayla 5. aydonumumuzu yutan subat ayina sitemlerimizi gonderiyoruz. askolsun!
(dogumgunu 29 subat olan insanlarin acisini paylasiyoruz.)
(dogumgunu 29 subat olan insanlarin acisini paylasiyoruz.)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)









