21 Haziran 2013 Cuma

266. gun - Diyecegiz merhaba.. bir gun

vapurda oturmus adayi izliyordum.. yavas yavas uzaklasiyordu benden.. ben izliyordum.. adami, evimi.. dayanamadim iskenceye.. iceri kactim. vapurun sag tarafinda oturuyorum simdi. ve camdan istanbul'u goruyorum. bile bile..

bir sure bloga girmenize gerek yok. cunku yazmiyor olacagim. cunku adada olmayacagim. bir kac hafta.......

hoscakal ada!
aglamayacagim, hayir.

20 Haziran 2013 Perşembe

265 - Gunun notlari

1. denizotobusu yaz tarifesine gecti nihayet ve haftaici adalar seferleri basladi. kabatas'tan biniyorsun, otuzbes dakikada adadasin. inanilmaz!! her seferinde adaya yaklasirken koltuklari opesim geliyor, minnet ifadesi olarak.
2. ada birden kalabaliklasti. ve daha simdiden! kisin aksam saatlerinde adaya gelince sayiyla insan gorurdum; simdi suruyle.. adali simarikligi diyeceksiniz belki ama iskele tarafinda yasamadigim icin sukrediyorum. gurultunun yansimadigi adanin evim tarafinda da tasi topragi mi opmeliyim acaba, minnet babinda?
3. ada ve ben bu aksam buruguz biraz. sebebini anlarsiniz cok yakinda. ama simdilik bizi basbasa birakin lutfen. serefine ada! gel, opucem!

19 Haziran 2013 Çarşamba

264 - Yok

ada,
sehrin en sevdigim koselerinden birindeyim su an. dusunuyorum da, burada yasayabilirdim.. ama dusunuyorum da, sende yasadigim icin cook mutluyum ben!

18 Haziran 2013 Salı

263 - Ne anlatıyorsunuz?


iki gün ayrı kalacağım adadan ayrılmak üzereyken huzurunu depoluyorum.. kraliçe yasemini kokluyorum.. ve martıları dinliyorum. ama ne anlatmaya çalıştıklarını anlamıyorum, üzülüyorum.. anlayabilen varsa bana da anlatsın, olmaz mı?

17 Haziran 2013 Pazartesi

262. gün - Geçecek

üzülme ada.. bu günler de geçecek elbet.. elbet barışacağız.. elbet seveceğiz yeniden birbirimizi.. yeter ki kaybetmeyelim umudumuzu..

14 Haziran 2013 Cuma

259 - İki ayaklilar

yeni geldim adaya. gece donecegim icin arayip fayton ayarlamistim aksamdan.
vapurdan indim, hamdi abi (nam-i diger bahri abi) karsiladi.
"seni de beklettim ama ne yapayim, hala geceleri urkuyorum biraz kopeklerden" dedim.
yapistirdi cevabi: "iki ayakli kopeklerden kork sen."

_oysa insanliga dair umudumuzun arttigi gunlerdi_

13 Haziran 2013 Perşembe

258 - İnsanlik

yazamiyorum ada, sana yazamiyorum uzgunum.. ama bugun bir diyecegim var: "insan" olmak ne guzel sey!

10 Haziran 2013 Pazartesi

255 - Sizi bekliyor

tadilat bitiyor, açılacak, dediler.
inanmam, dedim.

açıldı, dediler.
görmeden inanmam, dedim.

ve sonunda inandım! bloğa yazmadığım günlerden bir gün, insanı ve doğayı seveni ziyaret etmek istedim ve sait faik'in yıllar sonra yeniden açılan evine gittim. bolca fotoğraf çekmiştim aslında blogda da paylaşırım diye. ama vazgeçtim, paylaşmıyorum. gelip de kendiniz göresiniz diye.. fotoğrafını değil canlısını..

bir kaç küçük ipucu;













tabi ki oturdum bu koltukta.. onun oturduğu yerde oturup onun baktığı manzaraya baktım.. baktım.. baktım..

9 Haziran 2013 Pazar

254 - İnadina doga

bloga yazilmayan zamanlarda ve adada olunmayan zamanlar dahil, adada hayat devam ediyordu tabi. tabiat yasamaya; canlilar olmeye, dogmaya..

sesimiz cikmazken;

zakkumlar acti.. hem de bir suru kosede..

cok sevdigim yaseminim vardi ya, gormustunuz daha once.. kurudu! daha yasini tutamadan, saksida ne oldugunu bilmedigim ama israrla suladigim yaprakli ciliz bitki ilgiye karsilik verdi buyudu buyudu, cicek acmaya basladi, cicek acinca anladik ki o da basla turlu bir yaseminmis!! (dalga gecmeyiniz, cicek cahili oldugumu daha once soylemistim, hatirlatirim.) hem de eskisinden daha cok cicekli!


ve huzurlarinizda en yeni projem! biber, domates ve maydanoz ektik bahceye.. domatesin tutmayacagini soyluyorlar. bakalim.. hep birlikte gorecegiz..

8 Haziran 2013 Cumartesi

253. gün - Kaldığımız yerden devam ediyoruz

ada,
bloğuna yazamadım, affet.. ikiyüzkırkbeş gün boyunca her gün yazmışken, kuralı bozdum, biliyorum.. ama aklım kalbim gündemim başka yerlerde, başka şeylerdeydi.. her şey normalmiş, her şey güllük gülistanlıkmış gibi sana yazmak içimden gelmedi, üzgünüm..
olan biteni benim sendeyken izlediklerimden, konuştuklarımdan duydun.. anlamışsındır.. tekrar anlatmayayım. ama hep soruyordun ya "durup durup niye ağlıyorsun" diye, cevap veremiyordum o zaman, şimdi vereyim.. ağladım, ağladık, biz çok ağladık ada. ama acıdan, üzüntüden değil.. en çok mutluluktan ağladık. ve gururdan.. güzel haberler, güzel insanlar gözlerimizi bombadan daha çok yaşarttılar.. mutluydu akıttığımız gözyaşları.. son günlerdeyse ağlamayı bıraktık, fark etmişsindir.. sık sık gülüyoruz; zekasıyla, yaratıcılığıyla, mizah gücüyle savaşanlarla birlikte.. bu işin sonu nereye mi varacak?. bilmiyorum, bilmiyoruz.. sadece inanıyoruz.. birbirimize ve umuda!
ve sana bir teşekkür borçluyum ada.. hengamenin tam orta yerinde yine huzur'um olduğun için..