bugün tatsız bir şey yaşadım adada.. ilk (ve umarım son) hırsızlık vakası.. bahçedeki bir köşede dört uzun minderim var. bugün bir baktım ki üç taneler. öyle rüzgardan uçacak kadar küçük de değiller hani. ortalama bir insan boyunda her biri.. allah allah! anlamadım önce. oysa yanıt belliydi.. hepsinin değil tekinin alınmış olması adaya gelip sahilde kamp yapanları getirdi aklıma. kumsalda serecek bir şeye ihtiyaç duymuşlar, umarsızca bir başkasının bahçesine girip yine umarsızca bir başkasının eşyasını almakta bir sakınca görmemişlerdi (minderlerin olduğu bölüm yoldan görülmüyor olduğu halde). ve muhtemel ki işleri bitince geri getirme zahmetine de katlanmayacaklardı.. o minderleri şehirde yaptırmanın, sonra binbir zahmetle adaya ve bahçeye taşımanın acı hatırasıyla sahile inip bakmayı düşündüm, sıcaktan yemedi gözüm.. ayrıca, hangi sahildeki kampçılardı, nereden bilecektim.. yine de arkadaşım geldi aklıma, aradım. "denize gidiyor musun bugün?", "evet", "sana bir görev veriyorum." ve anlattım. anlattım ama bir şey çıkacağına da pek ihtimal vermeden aslında.. ve daha çok durumu paylaşmak, haberdar etmek için.. inanmazsınız, bir saat sonra aradı arkadaşım: "minderini buldum!".. detaylar uzun hikaye. sonuçta minder geldi; "helal paraymış"la konu bağlandı ve leşe çevirdikleri için kılıfı deterjanlı suya bastırıldı..
olay minderden ibaret değil tabi; olay birilerinin gizlice bahçeye girmiş olduğunu ve yine girebileceğini öğrenmiş olmak.. bugün minder, yarın kimbilir ne.. güven sarsıldı anlayacağınız.. halbuki, adada insana güveniriz biz.. kapıların kilitlenmeden uyunduğu çok ev vardır.. çünkü bizim adada kimse bir diğerine zarar verecek bir şey yapmaz.. ama ya adalı olmayanlar.. pardon pardon.. insan olmayanlar demeliydim!
hamiş: kampçılığı biz de biliriz.. kamp yaparken halka özel alanları kullanırız özgürce, halkın özel eşyalarını değil.. böyle yapacaksanız kampçılığı, yapmayın ne olur. buraya gelmeyin, adamızı kirletmeyin (mecazi anlamıyla da).. edep ya hu!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder