11 Aralık 2012 Salı

74. gün - Asi hormonlar

bu akşam.. 7 civarları.. karanlık tabi alabildiğine.. ve insansız.. yürüyorum eve doğru.. o da ne? yolun ortasında oturan kocaman bir köpek.. ve sokakta bir ben bir o.. "benim sokağımdan geçiyorsun, farkında mısın?" bakışıyla bana bakıyor.. ben ona bakıyorum, "farkına vardırmayacaksın, değil mi?" bakışıyla.. "görünce durma, devam et" diyorlar hep.. öyle yapıyorum ben de.. istifimi bozmuyor, yürümeyi sürdürüyorum.. aramızdaki mesafe daralıyor.. yürüyorum.. söylenenleri aklıma getirmeye devam ediyorum: "korkma. korkunca vücut korku hormonu salgılıyor, köpek o hormonun kokusunu alıyor ve saldırıyor." eyvallah! hemen içimde olan bitene talimat gönderiyorum: "pişt korku, yokol bakayım. hey hormonlar, salgılanmayı kesin." gelin görün ki, bu iç ve içindekiler öyle pek kolay zaptedilemiyor. dinlemiyorlar sahibi. sahip yine eli mahkum, kendi başına çözecek belli ki.. yürüyorum, ağlasam mı bayılsam mı kararsızlığıyla.. yürüyorum, deli gibi korku hormonu kokusu salarak.. sonunda geçiyorum yanından hala bana bakmakta olan köpeğin, ama artık göz teması kur-a-mayarak.. bir süre daha hızlı adımlar, fikrini değiştirir de arkadan saldırırsa, fikriyle.. kafi süre sonra da derin bir nefes ve rahatlama hali..
yalnız aklıma takılan bir şey var, köpeğin burnu mu tıkalıydı acaba? yok değilse, bu korku hormonu kokusu teziniz var ya, fena "patladı"!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder