7 Kasım 2012 Çarşamba

40 - İyi kötü masum

sevgili ada,

bugün şehirde kötü birini tanıdım. daha doğrusu tanıyordum da, içindeki kötü'yü tanımamışım. karşılaşınca şaşırdım, üzüldüm, ürktüm. o an kalkıp koşa koşa sana gelmek istedim. dünyanın dışında bir yermişsin, sende sadece iyi varmış gibi.. sana varır varmaz her şeyi unutturup, yeniden iyi hissettireceğini bildiğim için.. yapamadım.. sustum.. kaldım.. ağır geldi kötüyle aynı havayı solumaya devam etmek.. nefes al ve sabret, dedim hep yaptığın gibi.................... bitti sonunda.. gün devam etti, akşam oldu.. sana ve huzuruna kavuşmaya az kaldığı tesellisiyle iskeleye vardım.. yağmur yağıyordu, iskelenin yanındaki çay bahçesine sığındım.. birden aklıma geldi; dün bir resim vermiştim çerçeveletmek için; bu akşam alabileceğimi söylemişti çerçeveci.. aah, evet, bu akşam ihtiyacım vardı kesinlikle o resmi görmeye.. masumiyeti hatırlamaya.. saate baktım, vapurun kalkmasına biraz daha vardı, hızlı davranırsam gidip resmime kavuşabilirdim.. ve fakat yağmur.. boşver, dedim, başka zaman alırsın.. yok, dedim, bu akşam almalısın.. kalktım.. gittim çerçeveciye. kötü haber:
_yetiştiremedim.
_yapma.
_kusura bakma.
_bakıyorum. zor bir gün geçirdim, ve o çocukları görmeliydim şu an..

çocuklar.. geçmişin çocukları.. 1920'lerde yaşayan.. yalınayak çocuklar, yıpranmış çocuklar, ellerinde kova taşıyan çocuklar, gözleri konuşan çocuklar.. yabancı bir fotoğrafçının objektifinden.. geçen sene bir sergide görmüştüm fotoğrafı.. o anda bayılmış, posterini almıştım.. öylece bekliyordu çerçeveletilmeyi; senin için bekliyormuş meğer.. bu akşam kavuşsaydınız, kavuşsaydık iyi olacaktı; olamadı.. neyse ki, o gün çarpıldığım anda fotoğrafını çekip facebook'ta paylaşmıştım. aklıma geldi az önce, açtım baktım.. gel, sen de bak ada.. masumiyete bak..



masumiyete bak.. ve söyle bana ada.. insan kötü doğabilir mi? çocukken kötü olunur mu? yoksa sonradan mı olunur? ne oldurur peki? lütfen anlat bana ada. çünkü ben an-la-ya-mı-yo-rum!

bir de, bir de ada, bugün 40. günümüzmüş. bir şeyi 40 kez söylersen olurmuş.. haydi bir sen bir ben: "bütün kötüler iyileşsin" "bütün kötüler iyileşsin" "bütün kötüler iyileşsin"..............................

(neyse ki iyiler de var hala.. çerçeveci mesela.. "dur" dedi "böyle üzgün gönderemem seni. bir hediye seç kendin için." küçük bir şey beğendik birlikte, hediye etti. evet hatalıydı, sözünü yerine getirememişti. yine de telafi/teselli etmek zorunda değildi. fakat vicdanlıydı işte. resme bayılmamıştım, hala kendiminkini tercih ederdim, ama gülerek ayrıldım yanından. içim biraz ferahlamış olarak. evet, iyiler vardı hala.)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder