ada, kaprisli bir sevgilidir: "küsüm ben sana. bir sabah kalktın koşa koşa şehre gittin, hadi onu anladım. işlerini toplantılarını halledip gelecek nasıl olsa, dedim, bekledim. akşam oldu; yanaşan her motordan, her vapurdan inmeni bekledim. şimdi gelecek, bak şimdi inecek yüzünde gizli bir tebessümle, şimdi kavuşacağız, diye diye.. gelecek, konuşacak benimle.. bütün gün yaptıklarını anlatacak. ya da anlatmayacak, "boşver şehrin dünyasını, sen nasılsın, bugün kimler görmeye geldi seni, yine kimleri büyüledin bakalım" diye bana soracak.. belki de hiç konuşmayacak, susacak, birlikte susacağız, ama ben onun sustuklarını anlayacağım.. bekledim.. gece oldu, vapurlar son seferlerini yaptı, sen gelmedin! kızdım önce. çok öfkelendim. senin hıncını tüm adalılardan çıkaracak oldum lodosumla.. ne yapacağımı, kime sataşacağımı bilemedim. sonra düşündüm, gereksiz abarttığımı fark ettim, sakinledim. şehri kıskanmanın lüzumu yok, dedim kendi kendime, orada da sevdikleri var canım, onlar da görmek, birlikte zaman geçirmek isterler.. affettim. yarın olsun gelir elbet.. uyudum.. uyandım.. bilirim şehirde kalınca sabahtan gelmezsin. sıradan bir günü sensiz geçirdim işte; ara ara "nerede kaldı, ne zaman gelecek" diye düşünerek, ama düşünmediğimi iddia ederek.. sonunda akşam oldu. motorlar geldi, yolcular indi. akşam ilerledi. vapurlar geldi, motorlar kalktı. gece oldu. gelenlerin içinde sen yoktun. yoktun işte! şehri bana tercih ettin, adanı bıraktın sen!. ah, o geceyi nasıl geçirdim, bilemezsin. bir kınalı'ya döndüm, bir heybeli'ye. sırtüstü durdum uyuyamayınca, ayı gördüm, dertleştik biraz.. "sakin ol" dedi ay "yarın olsun, gelir elbet, sabret hele bir.".. "ne hali varsa görsün" dedim "isterse hiç gelmesin, ben istemiyorum artık".. bıyık altından güldü ay; görmezden geldim. yüzüstü döndüm. düşüne düşüne, kura kura uyuyakalmışım.. gün doğdu, gün ilerledi. seni düşündüğümü sanma sakın. hiiç de beklemedim. bir sürü turist geldi, süslendim, püslendim, en güzel hallerimi gösterdim onlara, sevdirdim kendimi.. "adada yaşasak ne güzel olur" cümlesini kurdurdum onlara da her gelene yaptığım gibi.. cilve yapmaktan yorulmuşum; öğleden sonra güzellik uykusuna yattım.. ben uyanırken güneş uyumaya hazırlanıyordu.. "hayırdır ada, yine pek güzelsin, ama suratın ekşimiş. bir aksilik var sanki üstünde, bir şey mi oldu" dedi.. "aman ne olacak" dedim "iyiyim ben, iyiyim. hadi sen uykuna git, yarın görüşürüz.".. gitti. hava karardı. işe gidenler şehirden dönmeye başladı. seni beklemiyordum tabi ki. tamam gelip gelmemen umurumda değildi ama birazcık, çok azcık merak ediyordum.. gece ilerledikçe, sen gelmedikçe, içten içe artan kızgınlığımı bastırmaya çalışarak.. aşk, ümit etmekti ne de olsa.. aşk, gelmeyeceğini bile bile ya gelirse diye beklemekti.. gelmeyecek, dedim, aptal olma, bekleme.. ama o da ne? geç bir akşam vapurundan inene bakın hele! "hayırdır, yolunu mu şaşırdın" diye bağırmak geldi içimden; ama küsüm ya, sustum. bir rüzgar çıkarayım da vapurdan iskeleye atlamaya çalışırken denize düşsün, diye düşündüm, kıyamadım.. ama bir şey yapmadan da duramazdım.. düşündüm.. hah! buldum sonunda. bilirim ben sana yapacağımı. haydi ara da bul bakalım Bahri Abi'ni.. ooh, nasıl da keyiflendim birden. fakat keyfim sadece cezanı vermiş olmaktan. döndün diye sevindiğimi sanmayasın sakın. dedim ya, küsüm ben seninle!"
kaprisli bir sevgilidir ada. peki Bahri Abi kim mi? bir gün anlatırım illa ki..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder