29 Eylül 2012 Cumartesi

1. gün - Merhaba

15 sene önce geldim İstanbul'a.. Taşı toprağı altın mı bilemedim, ama güzelliğine büyüsüne kapıldım ben de. Kadıköy, Çiftehavuzlar, Etiler, Ortaköy, Moda, Çamlıca.. Bir dolu semtinde yaşadım bu kentin. Bir sonraki durak Cihangirdi.. Plan öyleydi en azından. Ama hayat işte.. Biz geleceği planlarken bugün, önümüze öyle anlar çıkarıyor ki, planların aklını alıyor, yolunu şaşırtıyor. Bir kaç ay önce Burgazada girdi hayatıma; ardından adada yaşama fikri aklıma. Sonra tüm ruhumu sardı bu fikir. Sarıldım fikre. Sarıldıkça, heyecanım arttı. Düşüncesi, hayali bile öyle radikal, öyle masalsıydı ki, gerçek olmasını tetikledi. Evet, ben böyle bir hayat istiyordum. Dilediğimde şehre, harekete, kalabalığa ulaşabileceğim kadar yakın; dilediğimde sessizliğe ve kendime çekilebileceğim kadar uzak...

Bugün adada, bugün adadaki evimde ilk günüm. Kaç günün ilki, bilmiyorum.. Şimdilik niyet ada yaşamını denemek. Ve yaşarken de adada geçen her günü kayıtlara geçirmek. İşbu bloğun sebebi budur! Geçenlerde yeni tanıştığım biriyle Burgaz'dan konuştuk. O da yazı burada geçirmiş. "Adayla ilgili internette doğru dürüst bilgi yok, çok acı" dedi. "Olamaz! Olmalı" dedim.. Bloğun bir diğer işlevi de bakarsınız bu olur.. Adayı tanıtmak. (Ama çok tanınıp çok gelinmesinden, kalabalıklaşmasından, kalabalıklaştıkça çirkinleşen tüm o yerlere benzemesinden ürkerek aynı zamanda...)

Mamafih sevgili dostlar, ben artık adalıyım! Yolu Burgaz'a düşenleri kahveye beklerim.

1 yorum:

  1. 40 yıldan da fazla hatrı olan bir kahve için ziyaretine geleceğim Ayşegül'ü de alıp ....

    Hoşgittin oralara, seni sarıp sarmalasın her güzel gün, yeşil de mavi de bizden daha çok sende şimdi, keyfin bol olsun...
    Takipteyim, en "hanım" olmayan halimle... Özlem olarak :)

    YanıtlaSil