bu akşam günler sonra adaya dönerken, ondokuz kırk vapurunda adada yaşayan arkadaşımla karşılaştık. önce vapurda, sonra ergün'de, en son da benim evde konuştuk uzun uzun.. adada yaşamaya, ada yalnızlığına dair.. detaylara gerek yok; sonuçtan bahsedeyim: ada yalnızlığı (özellikle bizimki gibi izole bir adada, ve adanın izole köşelerindeki evlerimizde) tehlikeli bir yalnızlık.. hele bir de özünüzde asosyal insanlar değilseniz, ve izole adanızdaki izole evinizde günlerce insan görmeden kalıyorsanız, sağlıklı ve kendinizle ve yalnızlıkla barışık insanlar olsanız dahi, hem fiziksel hem psikolojik saldırılara daha açık bir hale geliyorsunuz. şöyle bir karar verdik birlikte; adadan hiç çıkmadan, günlerce yalnız kalmak yok. sevdiklerimizden, insanla temasın sıcaklığından ve destekleyici/iyileştirici gücünden kendimizi mahrum etmek yok. adamızı ve adada yaşamayı tabi ki çok seviyoruz. ama kilit sözcük: denge!!
hamiş: son haftalarda düşündüğüm şey: farkındalığın ve içgörün ne kadar yüksekse kaşınıyorsun arkadaş. boşuna demiyorlar, cehalet mutluluk diye. yani günün özlü sözü: düşün düşün boktur işin! (ama yine de yaşasın farkındalık!)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder