2 sene once ayni gun cikmistim adadan. sadece 2 haftaligina ayriliyordum ama tipki simdiki gibi vapurun icinden adaya bakarken gozlerim dolmus, aglayasim gelmisti. adadaki ilk yazim olacakti, bahcemi ekmistim, mahsulleri sabirsizlikla bekliyordum. arkadaslarim tatil plani yaparken, bana dokunmayin, ben bu yaz her bos gunumu adamda gecirecegim, diyordum. bu yuzden cok zor geliyordu 2 hafta ayri kalacagimi bilmek. gelin gorun ki 2 hafta degil 2 ay sonra dönebildim adaya, 2 koltuk degnegiyle. cunku hayat, biz planlar yaparken basimiza gelenlerdi. iste o donemde, basima bunun neden geldigini dusunurken ogrendigim (ya da hala ogreniyor oldugum) derslerden biri şuydu: hic bir seyi buyutmeyeceksin, hic bir seyi/yeri/kisiyi sahiplenmeyeceksin.. simdi ayni kazanin vucuduma ekledigi metal parcalarindan kurtulmak icin gidiyorum tekrar, yuruyememenin nasil bir sey oldugunu yeniden deneyimlemeye. ne zaman ne halde donecegimi bilmiyorum. ve evet, adayi ozleyecegim ama hayir, bu sefer ona bakarken aglamayacagim. ben yokken ziyaret edin onu arada, benden de selam soyleyin.. adayla konusulur mu demeyin hic, o duyar, anlar.. bir de bu surecte guzel haberler iletin bana; ne bileyim, bir hayaliniz gercek olur, guzel bir kitap okursunuz, aşik olursunuz, yeni bir yer gorursunuz, bebeginiz ilk kez anne/baba der, ulkeye huzur gelir (yok bu cok oldu galiba), paylasin benimle. iyi hissetmeye ihtiyacim var, olacak. ve inaniyorsaniz dua edin benim icin.

Hiç bir zaman üzülmek istemesem de üzüntülerin, hayatı sağlıklı yaşamamız için gerekli olduğunu düşünürüm. Mutlu olduğumuz anların kıymetini daha iyi anlamak, fark etmek için bize sunulan referans noktaları gibi gelir bana mutsuzluklar. O yüzden umarım ki mutluluk ve huzurdan önceki mutsuz anlara dayanacak sabrınız bol olur.
YanıtlaSil"Gecenin en karanlık anı şafağa en yakın anıdır."
Kendinize iyi bakın. :)
:) teşekkürler Efe!
YanıtlaSil