adaya ilk tasindigim zamanlarda korkuyordum kendilerinden. igreniyordum da sanirim.. itiraf ediyorum, oldurmuslugum de var.. ama zamanla, gore gore alismis olmaliyim.. hatta, baharla birlikte kis uykularindan uyanip da bahcede surekli karsima cikmaya basladiklarindan beri sevimli de gelmeye basladilar gozume.. komik bir halleri var.. komik ve urkek.. gecen biriyle kosekapmaca oynamistik hatirlarsiniz.. cin bakislari ve suratli kacislari ilgimi cekiyor.. amma velakin, mumkunse sevimlilikleri evin disinda kalsin! bugun biri kurali ihlal etti.. ve mutfakta basildi. goz goze geldik, ben bagirdim, o kacmaya calisti, ve kacarken lavaboya indi. sapsal! tuzaga dusurdu kendini..
ugrasiyor didiniyor, islak lavabodan tirmanip da disari cikamiyor.. ben bir taraftan cabasini izliyor, bir taraftan konusuyorum kendisiyle: "oldurmek istemiyorum seni. ama lutfen cik." garibim, o da cikmak istiyor ama yok, yapamiyor.. bendeniz de ne yapacagini bilemiyor.. ve fakat lavabomu bir kertenkeleyle paylasamayacagim kesin! ilk zamanlarda verilen bir tavsiye geliyor aklima "kaynar su dok ustune, oracikta oluverir". su isiticisinin dugmesine basiyorum. su kayniyor, yani mecazi degil gercek anlamiyla kertenkelenin suyu isiniyor.. suyun fokurtusunu dinlerken cin bakisli kertenkeleyle bakisiyoruz.. hayir, yapamayacagim.. zavallinin sucu ne? peki nasil cikacak oradan? elime alamayacagima gore.. hem oyle bir cesaretim olsa bile izin vermez ki.. baska bir care bulmali.. iceri gidiyorum, bir kagit alip katliyorum.. ve kuyrugundan yukari dogru ittiriyorum.. lavabodan tezgaha, tezgahtan yere.. kapiyi aciyorum.. yine popodan bir kagit ittirmesi, hoop bahcede.. son surat kayiplara karisiyor.. ironik olan, hayatina tehdit olarak gorup kactigi insanin aslinda hayatini kurtarmis olmasi.. ve psikolojik olan, eski kertenkele avcisinin kertenkele kurtaricisina donusumu..
ada, daha nelere kadirsin?!

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder