11 Aralık 2013 Çarşamba

439 - Vesileleri severiz

ada,

hayat, gün geçmiyor ki hayatta her şeyin bir sebebi olduğunu göstermesin. yine ne mi oldu? anlatayım.. bir önceki haftasonu şehirdeydim biliyorsun. bizim meşhur kızlar ekibini de biliyorsun. işte onlarla cumartesi akşamı genco erkal'ı izlemeye gitmiştik. oyun sonrası biri "hazır sen de buradasın, yarın kahvaltı yapalım" dedi. oysa benim planım pazar sabahı erkenden sana dönmekti; kahvaltıya kalırsam varmam öğleden sonrayı bulacaktı.. mırın, kırın.. ikna edildim. böylece pazar sabahı yeniden buluştuk, keyifli bir kahvaltı ettik. sonra yine biri "haydi d&r'a gidelim, nazım hikmet kitabı almak istiyorum" dedi (önceki akşamın etkisi hala sürmekteydi).. bir diğeri de film bakacaktı, derken gittik.. benim için cazibesi yüksek yerler zaten kitapçılar, biliyorsun.. üç kitap seçtim, aldım.. gunler gecti.. sonunda birinin okunma zamanı geldi ve az önce bitti, yoğun bir "doğru zaman doğru kitap" hissiyle.. yani o akşam ille de kahvaltı diye diretmeselerdi ya da ille de ada ada diye diretseydim, büyük ihtimalle bu kitabı şimdi okumamış olacaktım.. oysa şimdi ihtiyacım vardı..

dur, daha bitmedi.. kitap üniversitede kendisinden ders aldığım hocalardan birine aitti. aynı hocanın bir başka kitabı ise eğitmenlik yapmaya başladığım ilk yıllarda aldığım ilk kaynak kitaplardan biriydi. bilmiyorum fark ettin mi, ama ben fark ettim ki işimle ilgili önemli kavşaklarda bu hoca karşıma çıkmış hep. yani aslında ona borçluyum. verdiği dersi, mesleğe hazırlığımdaki payını, hepsini bırak; yalnız keyifle ve farkındalıkla okuduğum son kitabı bile yeterli değil mi kendisine teşekkür edilmesine? sen kitap okumadığın _okuyamadığın için maalesef_ bilmezsin ama biz bazen bir kitabı okuduktan sonra yazarına şükran duyarız. ve fakat sıklıkla ihmal ederiz bu duyguyu sahibiyle paylaşmayı.. bu sefer fırsatı kaçırmak istemedim ve teşekkür mesajımı attım az önce. bu da ayrıca iyi hissettirdi.. yani o kahvaltı olmasaydı, ben eski ve değerli bir hocama teşekkür edememiş olacaktım şimdi..

hala bitmedi! kahvaltı fikri oyun sonrası doğmuştu, hatırlatırım.. kahvaltı sonrası kitapçıya gitme fikri de oyun kaynaklı, nazım'ı okuma dürtüsü.. peki bu oyuna gitme kararı nerede alındı dersin? sende! yaaa.. bir aydan da daha önce st (adaya en sık gelen arkadaş olduğu için favorilerinden olduğunu tahmin ediyorum) buradayken birden açılmıştı konu. "ne zamandır tiyatroya gitmiyoruz." "evet, hemen alalım bilet, yoksa kaynayacak yine." demiştik. sonra o oyun gelmişti aklıma, uygun tarihli gösterimi bulmuş ve diğer kızları da hesaba katarak almıştık hemen biletleri. yani o oyuna gidilmesinin, o gün sana geç gelme pahasına o kahvaltıya gidilmesinin, o kitabın alınmasının, o kitabın okunmasının, o teşekkür mesajının atılmasının yine seninle ilişkisi var. teşekkürler ada!

hamiş: kitabın adını vereceğim elbet.. a.kadir özer, var olmak cesaret ister - alan dışından da olsanız kendinizi dışında hissetmeyeceğiniz, psikoterapi öyküleriyle zenginleştirilmiş bir kitap.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder